İman Hizmetinin Kıymet Ve Ehemmiyeti!

Kardeşlerim!
Risale-i Nur hizmeti bizi bencillikten ve beni ısırmayan yılan bin yıl yaşasın gibi insanlıkla bağdaşmayan sözlerden uzak tutar. Hatta Nur talebesinin birinci vazifesi başta kendisinin imanını, sonra başkasının imanını kurtarmak bilir.

Evet İman sonsuz bir saadeti netice verdiği için, o hizmeti kendine ana maksat ve gaye yapan kimsenin mesleğine asla paha biçilmez. Evet imandan başka hiç bir şey iman gibi kıymet ve değere sahip olamaz, ona eş değer de hiçbir şey olamaz. Bu sebepte böyle ulvi bir hizmet karşılığında maddi hiçbir şey beklememeli. Böyle bir hizmete kendini veren kimse hiç şüphe etmesin ki Allah onun rızkını hiç beklemediği yerlerden te’min eder.
Bediüzzaman hazretleri iki has ve hâlis talebesinin iman hizmetlerindeki gayretlerine ve bu hizmeti esas yapmalarına dikkati çekip teşvik eden mektubunda diyor ki:

“Bütün maksadı hayatiye içinde en büyük en mühim maksatları, o nurlu Sözler vasıtasıyla Kur’ana hizmet biliyorlar. Dünya hayatının netice-i hakikiyesinin ve dünyaya gelmekteki vazife-i fıtriyelerinin en mühimi, hakaik-i imaniyeye hizmet olduğunu telakkileridir.” (Barla Lâhikası sh:21)

“Ehli imanın imanlarını muhafaza etme gayretini, en yüksek dereceye taşımalarını ve ehli imanın kalbine gelen şübehat ve evhamdan hasıl olan yaraları tedavi etme iştiyakı, yüksek bir derece-i şefkatte hissetmeleridir.” (Barla Lâhikası sh:22)

“Aziz kardeşlerim, siz kat’î biliniz ki, Risale-i Nur ve şakirdlerinin meşgul oldukları vazife, ruyi zemindeki bütün muazzam mesailden daha büyüktür. Onun için dünyevî merak âver meselelere bakıp, vazife-i bakiyenize fütur getirmeyiniz. Meyvenin dördüncü meselesini çok defa okuyunuz kuvve-i maneviyeniz kırılmasın.” (Emirdağ Lâhikası-I sh:43)

Bu zamanda her şeyin fevkinde hizmet-i imaniye en ehemmiyetli bir vazifedir. (Kastamonu Lâhikası sh:89)

“Şimdi şu zamanda iman-ı takikînin dersini vermek; pek büyük bir fazilettir ve kudsi bir vazifedir. İmanı tahkikiyi taşıyan bir mü’min, çok müminlere bir nokta-i istinad olur ki, şuursuz olarak avâm-ı müminîn, iman-ı tahkikî sahibinin kuvvet-i imanına istinad ederek kuvve-i maneviyeleri kırılmaz, dalâletlere karşı dayanırlar. İşte şöyle bir derste bulunduğunuz için Cenabu Hakka şükretmelisiniz.” (Barla Lâhikası sh: 250)

“Kur'anı Hakimin sırrı hakikatiyla, benim ve Risale-i Nurun programımız ve mesleğimiz ve bilfiil semeresini gördüğümüz ve çalıştığımız ve gaye-i hareketimiz ve hedefimiz, ölümün idam-ı ebedisinden iman-ı tahkikî ile biçareleri kurtarmak ve bu mübarek milleti de her nevi anarşilikten muhafaza etmektir.”(Emirdağ Lâhikası-I sh:28)

Eskişehir hapishanesinde cereyan eden bir hadiseyi nakleden Bediüzzaman Hazretleri, imana hizmetin her şeye tercih edilmesi hakikatini nazara verir. Ve der ki:
“Cazibedar bir Nakşî evliyasından bir zat dört ay mütemadiyen Risale-i Nurun elli altmış şakirtleri içinde celbkârâne sohbet ettiği halde, yalınız bir tek şakirdi muvakkaten kendine çekebildi. Mütebakisi, o cazibedar şeyhe karşı müstağni kaldılar. Risale-i Nurun yüksek, kıymetdar hizmet-i imaniyesi onlara kâfi olarak kanaat veriyordu.
O şakirdlerin gayet keskin kalb ve basireti şöyle bir hakikati anlamış ki: Risale-i Nura hizmet, imanı kurtarıyor. Tarikat ve şeyhlik ise, veleyat mertebeleri kazandıriyor. Bir adamın imanını kurtarmak ise, on mümini velayet derecesine çıkarmaktan daha mühim ve daha sevaplıdır. Çünkü iman saadeti ebediyeyi kazandırdığı için, bir mü’mine kürre-i arz kadar bir saltanat-ı bakiyeyi te’min eder. Velayet ise, mü’minin cennetini genişlettirir, parlattırır. Bir adamı sultan yapmak, on neferi paşa yapmaktan ne kadar yüksek ise, bir adamın imanını kurtarmak, on adamı veli yapmaktan daha sevaplı bir hizmettir. (Kastamonu Lâhikasi sh: 83)

“Benim eskiden beri tekrar ettiğim bir dâvâm—ki, Risale-i Nuru’un hakikî şakirdleri, hizmet-i imaniyeyi her şeyin
fevkinde görür, kutbiyet de verilse ihlas için hizmetkârlığı tercih eder.” (Kastamonu Lâhikası sh: 251)

Bu Nur hakikatlerini kardeşlerin faydasına sunan:
Abdülkadir Haktanır

Hiç yorum yok: