PUT KIRMAK POT KIRMAK Meselesinin Belgelerle Izahı

Bediüzzaman Hazretleri’nin de arzusu olan “Risale-i Nurlar’ın devlet eliyle basılması” müjdesini, malum medya önceleri “Risaleler yasaklanıyor” şeklinde ilan etmişti.

Hayır, Devlet Risaleleri yasaklamıyor, bilakis tahrifat ve sadeleştirmeye karşı koruma altına alıyordu. Bu sefer “Devlet Risaleleri tekeline alınıyor” denildi. Hayır; Devlet Risaleleri tekeline değil; himayesine alıyordu. Hem Diyanet, hem de -aslına sadık kalmak şartıyla- isteyen herkes neşredebilecekti. Şimdi de “Diyanet Risaleleri tahrif ediyor” şeklinde cerbezeye başlandı.

“Tahrif” iddiasına sadece bir kelime (put / pot) örnek gösterildi. Bir metnin (Msl. Hata-Savab Cetveli) yayınlanıp yayınlanmaması tahrif sınıfına girmez; çünkü tahrif, adı üstünde ‘harf ve ibarelerin yerlerini değiştirmek’ demektir.

Önce cerbeze meselesi:

“Diyanet Risaleleri tahrif ediyor” denince, Diyanet’in mevcut Risale-i Nur metinlerinden farklı bir neşir yaptığı, bazı kelimeleri değiştirdiği anlaşılır. Hâlbuki Diyanet, Üstadımızın tashihinden geçen ve vârislerinin kontrolünde olan Envâr, Sözler, İhlâs Nur gibi neşriyatların nüshalarını esas almış. Adı geçen yayınevlerince neşredilen metinlerde de söz konusu kelime “pot kırmak” olarak geçiyor. Yani, Diyanet farklı bir tasarrufta bulunmamış, bir tahrif yapmamış.
Üstadımızın talebeleri de bu kelimenin “pot kırmak” olduğunu açıkladılar. Orijinali nasılsa öyle neşredilmiş.
Pot kırmak mı, put kırmak mı?

Cevap çok basit: Tarihi metin neşirlerinde ihtilaflı bir kelime için önce ilk kaynaklara bakılır. Risale-i Nur’daki herhangi bir kelime, Üstad’ın tashih ettiği orijinal Osmanlıca el yazmasında nasıl geçiyorsa, en doğrusu odur. Hakikati bulmak için Latin harfli bir kitap esas alınamaz, kaynak sayılamaz; el yazma nüshaya bakılır.

Bu konuyu tahkik için 3 adet el yazma nüshayı karşılaştırdık. Bunların tamamında söz konusu kelime PE+VAV+TE ﭘﻮﺕ şeklinde yazılmış. İddia edildiği gibi “BE” ile yazılmamış. Bunu ispat için en muteber bir nüshayı nazar-ı dikkatinize sunuyoruz. Kuleönlü Küçük Ali Ağabey tarafından yazılan bu nüsha Üstadımız’ın da tashihinden geçmiştir.

Bunun yanında Kamus-ı Türkî lügatinden “Pot kırmak” deyiminin yazılış ve manasını da veriyoruz.

image

Altı çizili kelimelere dikkat. El yazma Risaledeki söz konusu deyimin imlası ile Kâmus-ı Türkî’deki “POT KIRMAK” deyiminin imlası (yazılışı) harfi harfine aynı: Her ikisi de PE+VAV+TE harfleriyle yazılmış. (Kâmûs-ı Türkî, Osmanlı Türkçesi sözlüğü konusunda en önemli kaynaktır.)

image

Put kırmak şeklinde okunamaz mı?

“Put” kelimesi Farsçadan dilimize geçmiş. Kelimenin aslı: Büt. Be+Te ﺑﺖ harfleriyle yazılıyor.
Kâmus sahibi Şemseddin Sami, pot kelimesinin pe+vav+te şeklinde; put kelimesinin ise ‘büt’ şeklinde (be+te) yazılması gerektiğini ifade ediyor.
Lügat-i Naci, Redhouse Lügati, Devellioğlu ve diğer lügatlerin çoğunda da ‘put’ kelimesi be+te (büt) harfleriyle yazılmış.

Türkçedeki b-p değişimi sebebiyle, kelimenin ‘put’ şeklinde okunması da mümkün; fakat böyle bir imlayı lügat âlimleri galat (yanlış) olarak değerlendiriyor.

image

“Pot kırmak” deyimine bakarsak:

Bu deyimin anlamı: Sözü yersiz söylemek, istemeyerek muhataplardan birine dokunacak bir söz söylemek. Metin tahlillerinde tarih ve mekân da önemlidir: Üstad hazretleri Reis-i Cumhur’un yüzüne karşı, bakanlar kurulunda, “Namaz kılmayan haindir” diyor, milletvekili dostları büyük bir telaş içinde. Meclis yeni kurulmuş, dualarla açılmış. İnkılâplar -henüz- yapılmamış. M. Kemal’le aralarında -henüz- ciddi bir mesele yok. O tarih ve o mekân için o ifadeler biraz ağır kaçmış?… olabilir. Ayrıca ‘pot kırmak’, sözün yanlış olduğu manasına gelmez. Söz doğrudur, ama muhatabı incitmiş olabilir. Pot kırmak, bir acz de değildir. Kelimenin ‘pot kırmak’ olduğu cümlenin devamındaki “milletvekillerinin telaş etmelerinden” de tahmin edilebilir.

“Üstad hiç pot mu kırar; böyle bir kelime yanlış anlaşılır…” gibi yorumların ilmi hiç bir değeri yoktur. Zira kafamıza yatmadığı için kelimeleri, yani hakikatleri  değiştiremeyiz.

Müellif isterse pot, isterse put kırar. Yahut bazen ikisini de kırar, aynı anda iki manayı da kasteder. Bu da “cinas sanatı” denilen ayrı bir edebî güzelliktir.

KAYNAKLAR :
1.Emirdağ Lahikası (Osmanlıca Elyazmalar),
2.Kâmûs-ı Türkî (Şemseddin Sami),
3.Lügat-i Nâcî (Muallim Naci)
4.Osmanlı Tarih Deyimleri Ans. (M. Zeki Pakalın)
5.Turkish and English Lexicon (James Redhouse)
6.Osmanlıca-Türkçe Lügat (Ferit Devellioğlu)
Nurrehberi.com

Hiç yorum yok: