Allah Yolunda Öldürülenleri Sakın Ölü Zannetme!


ﺳْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ
ﻭَﻻَ ﺗَﺤْﺴَﺒَﻦَّ ﺍﻟَّﺬِﻳﻦَ ﻗُﺘِﻠُﻮﺍ ﻓِﻲ ﺳَﺒِﻴﻞِ ﺍﻟﻠّﻪِ ﺃَﻣْﻮَﺍﺗًﺎ ﺑَﻞْ ﺃَﺣْﻴَﺎﺀٌ ﻋِﻨْﺪَ ﺭَﺑِّﻬِﻢْ ﻳُﺮْﺯَﻗُﻮﻥَ

ŞEHİTLİK ve ÇANAKKALE ZAFERİ

Muhterem Müslümanlar!
Yüce Dinimiz İslam, vatan sevgisini imanın bir parçası saymış vatan savunmasının da bizler için mukaddes bir görev olduğunu telkin etmiştir.
Değerlerimizi ve mukaddesatımızı korumak için canlarını ortaya koyan şehit ve gaziler de Yüce Rabbimiz ve Sevgili Peygamberimiz tarafından övülmüştür.

Bu hususla ilgili olarak Âl-i İmrân Suresi’nin 169. ve 170. ayetlerinde şöyle buyrulur: “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü zannetme! Bilakis onlar hayatta olup, Rablerinin katında yaşarlar, rızıklanırlar. Allah’ın lutf-u kereminden ihsan ettiği nimetlere kavuşmaktan dolayı sevinç içindedirler. Arkalarından henüz kendilerine katılmayan müstakbel şehit kardeşlerine de, kendilerine hiçbir korku olmayacağına ve üzüntü hissetmeyeceklerine dair de müjde vermek isterler.

İki cihan güneşi Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) de şehitlik derecesinin yüksekliğine dikkat çeken bir hadis-i Şeriflerinde:
Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp öldürülmeyi, sonra diriltilip yine öldürülmeyi, sonra diriltilip yine öldürülmeyi ne kadar çok isterdim.” buyurmuşlardır.

Muhterem Müslümanlar !
Şanlı tarihimizdeki en önemli vatan savunmalarından birisi de Çanakkale zaferidir. Bu zafer halkımız ve askerlerimizin iman ve azminin, din ve vatan sevgisinin eşsiz bir nişanesidir.

Bir avuç iman ve irfan ordusunun etten ve kemikten kaleler kurarak elde ettiği bu zafer; aynı zamanda Anadolunun her yerinden gelen insanımızın birliktelik, fedakarlık ve kardeşlik örneklerinden birisidir.

Çanakkale bizlere evlad-ü iyalini, malını ve canını ‘ilây-ı kelimetüllah’ uğrunda, vatan ve millet yolunda feda ederek şehitlik mertebesine ulaşan iman erlerini hatırlatır.

Çanakkale, bu aziz vatanda canlarından ve namuslarından emin olarak bağımsız bir hayat yaşayan bizlerin, tüm şehitlerimize ve gazilerimize minnet ve şükran duyarak her zaman hatırlarımızda sürekli kalması gereken bir destandır.

Değerli Kardeşlerim!
Milli ve manevi değerlerimizi unutmayalım. Bunlara sahip çıkalım. Gelecek nesillerimizin temeli olan gençlerimize, atalarımızın bu vatanı nasıl bizlere emanet bıraktığını, bu uğurda canlarını tereddüt göstermeden nasıl feda ettiklerini unutturmayalım.

Şunu hatırdan çıkarmamak gerekir ki, Çanakkale; Milli ve manevi değerlerin korunması uğrunda bir savaştır. Onlar o gün için canlarını feda ederek ve tüm imkanlarını zorlayarak bu vatanı bizlere emanet etmişken; bu memleketin güzelleşmesi ve gelişmesi için yapacağımız her faaliyet de bizim vatanseverliğimiz olacaktır.

Bugün için vatanseverliğin; işini gereğince yaparak insanımıza hizmet etmek, birlik beraberlik ve huzurumuzu pekiştirecek her türlü davranış ve çalışma içerisinde bulunmak olduğunu unutmayalım. Yine unutmamalıyız ki; farklılıklarımız bizim için bir ayrılık-gayrılık sebebi degil bizi güçlü kılabilecek zenginliğimizdir.

Bu vesileyle bütün şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz.

Hutbemizi İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitlerine yazmış olduğu şiirin mısralarıyla bitirelim.
Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran
O demir çemberi göğsünde kırp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki asara gömülsen taşacaksın… Heyhat,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat…
Ey Şehit oğlu şehit, isteme benden makber
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.

TARiH : 18 Mart 2011 / CUMA HUTBESi

Hiç yorum yok: