Üstadı Dergâhta Yıkayacağız ve Oraya Defnedeceğiz

Ve ebedî hayata yolculuk
(23 Mart 1960 Çarşamba)

Sabahleyin Nur talebeleri Vâiz Ömer Efendiyi çağırdılar. Ömer Efendi gelip vaziyete bakmış, nabzını tutunca yaşlı gözlerle ancak "inna lillâh ve inna ileyhi raciûn" diyebilmişti.

Az sonra otel sahibi Mehmet Efendi gelmiş, kapıdan şöyle bir bakınca o da durumu anlamış "Eyvah!" diye dizlerine vurarak feryat etmeye başlamıştı.

Dışarıda otelci ile emniyet müdürü karşılaşırlar.
Müdür: "Ne o?
Otelci: "Vefat etti."
Müdür: "Hakikat mi?
Otelci: "Evet."

Hemen doktor gönderip muayene ettirdiler.

Doktor: "Allah Allah! Çok ateşli, vefat etmiş. Fakat hiç ölüm haline benzemiyor. Yalnız bu zatın hemen kalkmasını istemiyorum. Biraz kalsın. Ben şüpheleniyorum" der.

Daha sonra doktor rapor yazdı. Emniyet derhal defnini istediyse de talebelerinin ricası üzerine tehirine razı oldular.

Vefat haberini alan binlerce Urfalı akın akın otelin önünü doldurdu. Bütün illere telgrafla, telefonla vefat haberi duyuruldu.

Mehmet Hatipoğlu ve diğer Urfa ileri gelenleri, "Üstad, Dergâhta yıkayacağız ve oraya defnedeceğiz" diye karar aldılar.

Haberi alan Türkiye'nin her yerinden binlerce, on binlerce insan bir sel dalgası halinde Urfa'ya aktı.

23 Mart Çarşamba günü Öğleden sonra techiz ve tekfin işleri yapıldı.
Halilürrahman Dergâhında yıkandı. Bu esnada Bediüzzaman'ın naaşının üstünde yüzlerce binlerce ak kanatlı güvercinler uçuşmuştu. Hafiften damla damla yağmur yağıyordu. Sonra cenaze Ulu Camiye getirildi.

O gece cenaze camide kaldı. Sabaha kadar hatimler, dualar yapıldı. Cami gelenlerle dolup taştı...