Kadınlarda; Cesaret, Sehavet ve Sadakat

Değerli dost, arkadaş, kardeş ve bacılarım;

Cenab-ı Allah’ın rızasına, Kur’an’ın ve dinin hükümlerine riayet ederek, uyarak yaşadığımız zaman bu fani dünya hayatımızı da, huzurlu, mutlu, güzel, sürurlu ve muhabbetle yaşayabiliyoruz.

Ancak ALLAH’ın (Dinin) emirlerinden, hükümlerinden, tavsiyelerinden ve nasihatlerinden uzaklaştıkça, uymamaya başladıkça; huzursuzluk, sıkıntı, geçimsizlik ve musibetlere maruz kalmakta, düçar olmaktayız. Aşağıda iktibas ettiğim (alıntı yaptığım) yazılarda ki hüküm, tespit ve teşhise, konuya açıklık getirmek bakımından birkaç cümle ile temas etmek gerekirse şu hususları söyleyebilirim;

Çağımızın kadınlarında baş gösteren ve giderek artan cesaret ve cömertlik huyu, maalesef Batılı ve gayr-i Müslim kadınların beraberinde Müslüman kadınlarda da yaygınlaşmakta ve çoğalmaktadır. Bu olumsuz gelişmenin, (Dinimizce Kötü ahlak olarak kabul edilen, kadında cesaret ve sehavet) sonucunda  cesaret ve cömertliği artan, Müslüman (İslami hayatı yaşamaya çalışan) kadın; bağımsız olmak, ayakları üzerinde durmak, kimseye muhtaç olmayacak bir mesleğe ve gelire sahib olmak veya feminizmin etkisi  v.b gibi batılı ve ehl-i dünya kadınlarda var olan kişilik ve huyların tesiriyle öncelikle geç evlilik yapmayı veya evlenmemeyi tercih etmekte. Evlilik hayatlarında aile kurumuna, kocasına sadakati ve bağlılığı zayıf olmakta, kocasını aile reisi olarak görmemekte, dominant davranış eğilimi ve isteği içerisinde olmaktadır. Kadınlarda ki bu değişim sonuçta Karı koca arasındaki geçimsizlik, huzursuzluk ve kavgalara neden olmakta, çok üzücü olmasına rağmen iş boşanmalara kadar varmaktadır.

Son yıllarda (özellikle 1990 lı yıllardan itibaren) Müslüman kadınlarda Yüksek tahsil yapma, meslek sahibi olma ve iş hayatında çalışma isteğinin (veya geçim şartlarını zorlamasıyla) artması ve bu yönde gelişmesi sonucunda feminist (ve erkekle eşit olma arzusu) yaklaşım ve davranışlar çoğalarak mütedeyyin Müslüman ve mü’min kızlarımızı, bacılarımızı, aileleri de olumsuz bir şekilde etkilemiştir.

Müslüman kadın her türlü tahsili, eğitimi yapma, ilim öğrenme hakkına tabii ki sahiptir. İlim öğrenmek, ilim sahibi olmak illede bir işte çalışmak için yapılmaz. İlim tahsil etmenin makbul olanı; Allah rızası için, Marifetullah ilmini yani O'nu, isim, sıfat ve fiillerini daha iyi tanımak, öğrenmek için yapılanıdır. Hanımlar, zaruret ve ihtiyaç durumunda (İslami ölçülere uygun ortama sahib işler de) çalışabilirde.

Ancak bu durum Allah’ın kadını yaratışında ki ve ona yüklediği görev, istidat, fıtrat, mizac ve gayelere ters bir yaşantı, tavır ve tutuma sebebiyet vermemeli. Kadın yaratılış gayesine ve fıtratına uygun bir şekilde hayatını ve ilişkilerini sürdürmeli. Gaye ve fıtrata aykırı davranış ve yaşantı, sonuç olarak çok ciddi problem ve müsibetlere, ızdıraplara, üzüntülere sebebiyet vermektedir.

İnsanları yaratan Rabbimiz, Hâlıkımız bizi en iyi bilendir, en çok sevendir, merhamet edendir. O bakımdan Cenab-ı Allah’ın bizlere emrettiği, uymamızı, yapmamızı veya yasaklayıp yapmamamızı istediği her şey, her istek, her emir bizim hayrımıza, iyiliğimize, uhrevi ve dünyevi saadetimize medardır, yöneliktir. Allah’ın;  Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimizin (SAV) vasıtası ile İnsanlar için koyduğu ve indirdiği hüküm ve emirlere uyduğumuz, riayet ettiğimiz ölçüde huzurlu, saadetli ve sürurlu bir hayata ve bahtiyarlığa ulaşır ve kavuşuruz, uymadığımız nispette de musibet, bela, üzüntü, yeis ve sıkıntılara maruz kalırız.

O bakımdan kadında, erkekte âhiretini kurtarmak ve dünya hayatında huzurlu ve mutlu yaşamak istiyorsa Allah’ın yaratış gayesine ve kendilerine tayin ettiği vazife, fıtrat, istidat, özellik, mizaç ve kabiliyetlere uygun şekilde yaşamayı ve davranmayı esas almalıdırlar. Yaratılış amaçlarının dışına çıkmamayı, birbirlerinin vazifelerine özenmek, rol çalmak değil, tamamlamaya razı olmalılar.

Erkeklerde; annelerini, kız kardeşlerini, eşlerini, kızlarını Allah’ın onları yaratış gaye, fıtrat ve vazifesi dışına çıkmaya zorlamamalı, telkinde ve tavsiyede bulunmamalı, yönlendirmemeli, yaşatmamalı, zemin hazırlamamalıdır.

Cenab-ı Allah kadını; ailenin, evin iç işlerinden, işleyişinden vazifeli ve yetkili kılmış, erkekleri de; ailenin geçiminin temini, güvenliği ve namusunu korumak, aileyi dışa karşı temsil etmekle vazifelendirmiştir. Bu görevlerin dışına çıkıldığı veya diğerinin görevine müdahale edildiği durumlarda derhal veya zaman içerisinde aile içi problemler yaşanmaya başlamaktadır. Onun için erkekler; rahat ve kolaylarına gelip eşlerinden kendilerine ait dış işleri yapmayı, çözmeyi istememelidirler. O an ki, rahatlık ileride ciddi sorunlara yol açabileceğini unutmasınlar. Kadının cesaretinin, sehavetinin (cömertliğinin), dış işlerde becerisinin, meşguliyetinin, alışkanlığının, vakit geçirmesinin artması ve hoşuna gitmesi; mizaç ve huyunun bozulmasına yol açtığında bu olumsuzluk hiçbir şekilde telafi edilemez.

Hakiki huzur, mutluluk, kurtuluş ve saadet İslam’dadır, Dinin emirlerine uygun yaşamaktadır. Başka yol aramak ve seçmek; helaket ve felakettir.

Aşağıda ki yazıların istifadeye medar olacağı temennisi ile.

En kalbi muhabbet ve hürmetlerimle.

Erdoğan Esenkal
……………………………………………


Kadınlarda Cesaret ve Sehavet (cömertlik)

"Hattâ erkeklerde iki güzel haslet olan cesaret ve sehavet kadınlarda bulunsa, bu emniyete ve sadakata zarar olduğu için, ahlâk-ı seyyiedendir (kötü ahlaktandır), kötü haslet (huy) sayılırlar." (Lemalar)

Soru: Kadınlar cesaretli ve cömert olmasın mı demek istiyor yoksa başka bir şey mi var? Bu yazıyı açıklayabilir misiniz? 

Cevap: Bazı hasletler (huylar) vardır ki erkeğe yakışır. Bazıları da kadına yakışır. Erkeklerde cesaret ve cömertlik kadınlara göre daha çok aranan güzel bir haslettir. Kadınlarda ise şefkat, merhamet, zarafet, letafet gibi hasletler daha çok aranır ve güzeldir.

Evliliğin iki önemli temeli vardır. Birisi emniyet ve güven üzere olmasıdır. Diğeri de sadakatle birbirine ve aile yuvasına bağlılıktır.

Evlilik hayatında erkek evin geçimini üzerine alır. Kadın ise dahiliye vekili olarak erkeğin evine malına çocuklara ve namusuna sahip çıkar. Bunlara ihanet etmez. Eğer cömert olursa iktisat edemez. Erkeğin istemediği harcamalar yapabilir. Belki geçim noktasında sıkıntı olabilir.

Bununla birlikte kadının fıtratında başkalarından hususan namahremlerden korkmak ve çekinmek vardır. Eğer cesaret olursa kocasına karşı gelerek yanlış kararlar alabilir. Belki aile yuvasının zarar görmesine sebeb olur. Bir de başkasından çekinmediği zaman iffet (namus) noktasında zan altında kalabilir.

Bunlarda Emniyet ve sadakata zarar olduğu için ailenin huzuru bozulabilir.
***

"Kadında cesaret ve sehavet, nuşuze (şirretlik) ve vekahete (utanmazlığa) sebebtir." cümlesini açıklar mısınız?

Bu cümle, Kur'an'da ahlak ve salihat kavramlarının mutlak ve müphem, yani belirsiz bırakılmasının sebep ve hikmetini izah ederken, misal olarak verilen bir cümledir.

Kur’an'da bazı kavramların tam belirtilmemiş olmasının sebebi, her kesim ve toplum, kendine ait bir şeyler bulabilsin ve ona göre amel edebilsin diyedir.

Zira bazı şeyler toplumdan topluma farklılık arz eder. Bazen erkekte güzel duran bir davranış, kadında çirkin durabilir. Cömertliğin zenginde, sabrın fakirde, durması gibi.

Yani ahlaki kavramlar nispidir, durduğu yere göre şekil alır. Onun için Kur'an, salihat ve ahlaki kavramları belirsiz ve mutlak bırakmış ki, her fert, her toplum, her cins, her sınıf kendine yakışanı oradan alabilsin.

Şayet Kur'an, mutlak bırakmayıp belirtse idi. Yani tek tip bir model çizse idi.  Kimine yakışan, kimine yakışmayacaktı. Elbise tek kalıp olduğu için kimine dar, kimine bol gelecekti.

Şimdi bu açı ile yukarda ki cümleye bakacak olursak; cesaret güzel bir ahlaktır, ama erkekte güzeldir. Zira erkek, fıtraten sağlam ve dayanıklı olmasından, cesaret ona yakışır. Gayrete sebep olur. Ama kadında olsa nuşuze, yani dik başlı ve serkeşliğe, itaatsizliğe sebep olacaktır. Evde iki cesur olunca, aile hayatının ahenk ve nizamı bozulur. Onun için cesaret kadında iyi durmaz. Bazı kötü ahlaklara da sebebiyet verir. Kadında, çekingenlik ve her şeye atılmama hali daha hoş durur. Onun için bizim kültürümüzde kadın, ulu orta her yerde atılarak cesaret gösterse hoş görülmez.

Sehavet, yani, cömertlik ise, yine erkekte güzel durur, yardımlaşmaya sebebiyet verir. Ama kadında ise vakahate yani arsızlığa ve açıklık saçıklığa sebebiyet verir. Bu yüzden,"kadının cimrisi efdaldir (makbuldür)"denilmiştir. Yanlış anlaşılmasın, zekat ve sadaka açısından değil, kocanın malından ve evde tasarruf açısından veya namus ve iffet noktasından cimriliktir.

***

Kadının en esaslı özelliği sadakattir.

......Kadın öyle değil; o derece kocasını inhisar altına alamaz.

Çünkü kadının —aile hayatında müdir-i dahilî (evin iç işlerinden sorumlu) olmak haysiyetiyle (özelliğiyle) kocasının bütün malına, evlâdına ve herşeyine muhafaza memuru olduğundan— en esaslı hasleti(ahlakı)  sadakattir, emniyettir.

Açık saçıklık ise, bu sadakati kırar, kocası nazarında emniyeti kaybeder, ona vicdan azabı çektirir.

Hattâ erkeklerde iki güzel haslet olan cesaret ve sehâvet (cömertlik) kadınlarda bulunsa, bu emniyete ve sadakate zarar olduğu için, ahlâk-ı seyyiedendir (kötü ahlaktandır), kötü haslet sayılırlar.

Fakat kocasının vazifesi, ona hazinedarlık ve sadakat değil, belki himâyet ve merhamet ve hürmettir.”  (24. Lem'a)
***

"Hattâ erkeklerde iki güzel haslet olan cesaret ve sehâvet kadınlarda bulunsa, bu emniyete ve sadakate zarar olduğu için, ahlâk-ı seyyiedendir, kötü haslet sayılırlar..." Nasıl anlamalıyız?

Cevap: Yirmi Dördüncü Lem'ada geçen bu ifadelerde, sehavet ve cesaretin bizzatihi kendisi değil, belki, bu iki sıfatın kadınlarda olmasının aile saadeti noktasındaki sakıncalarına dikkat çekilmektedir.

Erkeğinden daha fazla cesaretli olan ve dolayısıyla kocasından korkmayıp, kocasının kendisinden korktuğu bir aile ortamı düşünün. Böyle bir durum -yenilerin ifadesiyle- rol çatışmalarına sebebiyet verecektir. Bu ise ailede huzursuzluğu doğuracaktır.

Keza sehavet de, kadınlarda fazla olması halinde, karı koca arasında sadakatsizliğe sebep olabilir. Kadın, istediği şeyi istediğine vermeye başlar ise, kocası tarafından suçlanabilir. Böyle bir durum yine aile saadetini menfi etkileyeceği için neticeleri itibarıyla bu iki sıfat kadınlar için ahlak-ı seyyieden (KÖTÜ AHLAKTAN) sayılmıştır.

Yazar: Sorularla Risale