Zübeyir Gündüzalp'ten İslama Gönül Verenlere Notlar

Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin fedakar talebesi Zübeyir Gündüzalp ağabeyin, kendi nefsine tuttuğu notlardan bazıları. İstifade etmek niyeti ile bilginize sunuyoruz:

Fenalık ve iftiralara ne kadar feci bir surette maruz kalınırsa kalınsın; mukabele-i bil misil etmemek, tövbe ve istiğfara devam etmek, sabır ve tahammüle çalışmak.



Hadiselerden ibret ve ders almak, mütecaviz ve müfterilerle uğraşmamak, yüksek bir ahlak ve kemalatın şiarındandır. Enbiyalar, veliler, sülehalar ahlakındandır.

Kendi nefsini daima kötülemek, kendi küçük kusurlarını büyük görmek, başkalarının büyük kusurlarını küçük görmek, yüksek bir fazilettir.

Başkalarının lakaytlıkları ile meşgul olmamak veya ikaz ve hatırlatmakta mütevaziyane ve yumuşaklık göstermek büyük bir fazilet ve semeredar bir düsturdur.

Menfi bir hengamede müspet netice vermeyen tedbirleri o müdebbire söylemek lazım iken, her ne sebeple olursa olsun, katiyen başkasına söylememek ruh, kalb, akıl ve feraset eseridir.

Risale-i Nur'un geniş dairedeki fütuhat bayramı ile birlikte… Bayramınızı tebrik ederim. Kutsi hizmet-i nuriyeniz de, nurun feyyaz mütalaasında muvaffak olmanızı Cenab-ı Haktan niyaz ederim.

İyi olmanızı istiyorsanız evvela kötülüğünüze inanınız; kusurlardan kurtulmak istiyorsanız, evvela kendi kusurunuzu görüp, kendinizi kusursuz zannederken, kusurlu olduğunu müşahede ediniz.

Bahtlı ve talihli kimse, başkasına nasihat edilirken ibret alandır.

Kusurlu, hatalı bir arkadaşımızın yanlışlarını yumuşaklıkla, hürmet ve tevazu ile yalnız ona söyleyiniz. Kabullenmezse dahi, ikinci bir kimseye gıybet etmeyiniz.

Birisinin kusurunu, kusur düzelteceğim diye etrafa yaymak, şahsi kin, garaz, nefsin karışması gibi hallerin zorlanmasının neticesidir.

Herkese kendi adeti hoş gelir.

Hiddetle, heyecanla konuşmanıza asla itimat etmeyiniz. Zira nefis ve şahsi hissiyat karışır. Yapacağım derken parçalarsınız. Hem de kendinizi parçalamış olursunuz.

Çok defa kendisini tenkit etmek kamilliğine erişememiş, yakın akraba veya mesai arkadaşlarını tenkit etmeye alışanlarla bir yerde oturmayınız. Sizde münekkit ve yıkıcı olursunuz.

Nefsini daima itap eden, din ve dava arkadaşlarının iyiliklerine hasr-ı nazar eden, başkalarınca nefret edilmekten kurtulur.

Dedikodu ile arkadan çekiştirmekle mesele halletmeye çalışmak, ya safdillik, ya şuur altı veya şuur üstü garaz ve muhalefet nişanıdır. Veya canı incinmişin intikam korkusudur.

Dışarıdan tenkit kolaydır. Aynı işin içine girdikten sonra, tenkidin zulümkarlığını anlamak, o kimse için ne acı, ne felaketli, ne hasaretli ve ne derece manevi mesuliyetlere duçar edicidir.

Nefsinden gelen sözün samimiyet olduğuna inat edenden korkulur. Bunlardan kendinizi koruyunuz. Kendiniz, aynı bilmemezliğe düşmemek için düşününüz. Nefsin desiselerini beyan eden eserleri sırf kendinize hitap ederek okuyunuz.

Nefsine itimat ederek mesai arkadaşlarını amiyane görenin sonu tehlikelidir. İstişare esnasında kendi fikrine saplanarak vereceği cevabı düşünen; azaların fikirlerini küçümseyen, hatadan kurtulamaz!

İşin içine çok acı söz girdimi, onun tadı tuzu kalmaz. Herkes kendi fikrini çok beğenip, arkadaşını daima isabetsiz görmesi kıyamet alametidir.

Nefsin desiselerini açıklayan eserleri sık sık kendinize hitap ederek okumak bu hastalığın yegane deva ve dermanıdır.

Kendini ıslaha ve derse muhtaç görmeyen, bilemeyen gafletten uyansın. Uyarıca eserlere sarılsın.

Dostlarına şiddet-hiddet eden, haşin davrananın dostları dağılır. Bu neticeyi kendinden bilmek, güzel bir fazilettir.

Herkesin bir kusurunu bulup, kendi kusurlarını görmeyerek dostlarını terk eden, terk edilir.