Bediüzzaman’dan Kürt Halkına Mektub

Kürtlerin aydınlatılabilmesi ve bünyelerindeki bazı hastalıkların tedavisi ile ilgili şüphesiz Bediüzzaman hazretleri çokça çalışarak elde ettiği reçeteleri neşretmek suretiyle; bu Değerli ama sahipsiz kavme olan vefa borcunu hakkıyla eda eden nadir şahsiyetlerdendir.

Bu necip milletimize yaptığı sayısız fiili çalışma ve kitabi neşir hizmetlerinden bir tanesini, 1908 yılında Kürtçe olarak kaleme aldığı ve Kürt Teavün ve Terakki Gazetesinde yayınlanan makaleyi Kürtçe/Türkçe istifadelerinize sunuyoruz.

Bediüzzaman’ın Şiddetle Kürt Devletine Karşı Çıkması



Kürd Te’âlî Cemiyeti, Şerif Paşa, Paris Barış Konferansı ve Bedîüzzaman’ın Şiddetle Kürt Devletine Karşı Çıkması

Bedîüzzaman ırka dayalı bütün teşebbüslere muhâlif gidiyor; sadece İslamiyet milliyeti çerçevesinde oluşacak gelişmelere taraftar oluyordu. Bunun için de Osmanlı Devletini yeniden ihyâ edelim diyordu. Ayrılıkçı bir Kürdistan’a başından beri karşıydı.

İsviçre’de bulunan hemen bütün Türk ve Kürd aydınlar, 16 Ocak 1919 günü Cenevre’de bir kongre toplayarak, Paris Barış Konferansı’nda İtilaf Devletleri nezdinde Osmanlı Devleti’nin haklarını savunması için Şerif Paşa’yı delege seçmişlerdi. Yani Şerif Paşa Paris’e Osmanlı temsilcisi sıfatıyla gitti. Ancak Kürd Te’âlî Cemiyeti Şerif Paşa’ya Kürdleri de temsil etme yetkisi tanımıştı. 16 Nisan 1919 tarihinde ise Şerif Paşa Osmanlı temsilciliğinden çekilerek, görevini yalnızca Kürd temsilcisi sıfatıyla sürdüreceğini duyurdu.

Terör Batağını Kurutmak; Mehmet Kırkıncı Hoca ile Röportaj

İsmail Çolak: Bugün memleketimizi tehdit eden ve Müslüman milletimizi birbirine düşman kutuplar haline getirmek için istimal edilen terörün menşeinde size göre hangi köklü sebepler yatmaktadır?

Kırkıncı Hoca: Dün tealiden tekâmüle götüren bugün inkırazdan izmihlale sürükleyen sebepler nelerdir? Aynı milletin çocukları olduğumuz halde neden bu felaketlere maruz kaldık? Dün cihanları hayretlere düşüren muazzam medeniyetler kuran, başka iklimlere ilim irfan götüren, uhuvvet ve muhabbetin sembolü olan bu milletin evlatları bugün neden bu cehalete ve ihtilaflara maruz kaldı? Bunun sebebini bizim İslam Dini’ne karşı olan ihmalimizde aramak lazım.

Zilhicce Ayı ve Fazileti



ZİLHİCCE AYI ve FAZİLETİ

Bu ayda neler yapılmalı?
İşte Zilhicce ayının önemi ve bu ayda yapılması gerekenler...

Kur'an'ımız, Zilhicce ayının ilk 10 gününe dikkat çekerken, Peygamberimiz de (sas) bu günü cumanın faziletine benzetiyor. Duaların en faziletlisinin arefe günü yapılan olduğunu anlatıyor. Bu günü oruçla, duayla geçirebilir, kendimizi Arafat'ta tahayyül edebiliriz.
Arefe, Kurban Bayramı'ndan bir önceki gün, hicrî takvime göre Zilhicce ayının 9. günüdür. Fecr Sûresi'nin ikinci âyetinde geçen "Ve on geceye yemin olsun" ifadesinin Ramazan'dan çok Kurban'a işaret etmesi görüşü daha ağırlıklıdır. Resulullah (sas) arefe gününün faziletini anlatırken şöyle buyuruyor: "Günlerin en faziletlisi arefe günüdür. Faziletçe cumaya benzer. O, cuma günü dışında yapılan yetmiş hacdan faziletlidir. Duaların en faziletlisi de arefe günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en faziletli söz de: Lailahe illallah vahdehu la şerike lehu. (Allah birdir, ondan başka ilah yoktur, O'nun ortağı da yoktur) sözüdür." (Muvatta, Hacc 246)

Ayet ve Hadis-i Şeriflerde LEYALE-i AŞERE

Leyale-i Aşere 1 Zilhicce (15 Eylül 2015)
Arefe günü (23 Eylül 2015)
Kurban Bayramı (24 - 25 - 26 - 27 Eylül 2015)
----------

Kurban bayramının bulunduğu aya Zilhicce denir.

Zilhicce ayının ilk on gününde yapılan ibadetler çok değerlidir.

Bu husustaki Ayet ve Hadis-i Şeriflerden birkaçı şöyledir:

Ahirzaman ve DECCAL’ın 4 devresi



Bütün zorluklara rağmen Türkiye'nin geleceğinden ümitliyim...

Gittiğimiz her mahfilde Müslüman ve gayr-i Müslimler tarafından bize sorulan önemli bir soru var: Türkiye'nin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Bu sorunun sorulma sebepleri herkesçe malum... Devam eden terör olayları, başta Ermeni meselesi olmak üzere dış baskılar ve maalesef kendi içimizdeki hukuk devleti anlayışını içine sıgdıramayan ve milletin sahibi ve efendisi olarak hep kendisini gören malum çevreler.... Fakat ben bütün bu olumsuz şartlara rağmen geleceğimizden Allah'ın izniyle çok umutluyum. Neden sorusu için tarihe bir yolculuk yapalım isterseniz.

Milliyet Fikrinin Menfi Kısmı ve Ondan Doğan Zararlar



.. Fikr-i milliyet, şu asırda çok ileri gitmiş. Hususan dessas Avrupa zalimleri, bunu İslâmlar içinde menfî bir surette uyandırıyorlar; tâ ki, parçalayıp onları yutsunlar.

Hem fikr-i milliyette bir zevk-i nefsanî var; gafletkârane bir lezzet var; şeametli bir kuvvet var. Onun için şu zamanda hayat-ı içtimaiye ile meşgul olanlara, "Fikr-i milliyeti bırakınız!" denilmez. Fakat fikr-i milliyet iki kısımdır. Bir kısmı menfîdir, şeametlidir, zararlıdır; başkasını yutmakla beslenir, diğerlerine adavetle devam eder, müteyakkız davranır. Şu ise, muhasamet ve keşmekeşe sebebdir. Onun içindir ki, hadîs-i şerifte ferman etmiş:

Bangladeş'ten Nur Hizmetleri (Röportaj)



Önceki gün Dilruba bahçesinde sabah namazı sonrası her gün olduğu gibi risale dersinden sonra kahvaltıya oturduk. Genç bir arkadaş vardı tanışmak istedim ve tanıştım. Meğer benim gökte aradığımı Allah namazda yanıma, derste karşıma, kahvaltıda da soframa getirmişti. Hoş bir sohbet yaptık ve ben çok mutlu oldum.

Nurdanhaber’in değerli okuyucularını mutlu etme adına sohbeti olduğu gibi aktarıyorum.