Said Gecegezen Ağabeyden Hatıralar

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ile görüşen Son Şahitlerden Said Gecegezen ağabey Hakkın rahmetine kavuştu.

Gecegezen ağabeyin cenazesi 17 Mayıs Salı günü, ikindi namazını müteakip Üçler mezarlığı yanındaki Hacı Veyis camiinden kılındı.

Gerçekte 1926, nüfusta 7 Mart 1928 doğumlu olan Gecegezen ağabey Konya’da ikamet etmekteydi.

Röportaj vermeyi sevmeyen Said Gecegezen, “Ağabeyler Anlatıyor” kitaplarının yazarı Ömer Özcan’a konuşmuştu:
1926 Konya doğumluyum. 1957 senesinde 31 yaşında iken Risale-i Nur’u tanıdım.  

Risale-i Nur’u tanıdıktan sonra dayanamayıp üç ayda bir Isparta’ya gidip Hz. Üstad’ı ziyaret ederdim. Üstad’ın yanında devamlı kalmasam da sıklıkla ziyaretine gidiyordum.  Yanında 45 dakika kaldığım oluyordu.  

Bir mahkeme iddianamesinde adım ‘Seyyid (Said) Gecegezen’ şeklinde yazılmış. Neden böyle yazıldığına dair Üstad’ımız bana şöyle dedi: “Said kardeşim, seninle ben ikimiz hem maddi hem manevi Âl-i Beyt’teniz. O yüzden Allah onlara böyle yazdırttı.” 

Üstad’ımız Bediüzzaman Hazretleri küffara karşı gelmiş, tahammül etmiş, çekinmemiş. Onun için bu zamanda ehl-i iman öyle âşık olmuş ki kâinatta hiçbir şeyi alet etmesin. Onun için biz o şuurla kendi muhabbetimiz içerisinde geziyoruz elhamdülillah.

Konya hapishanesine müteaddit defalar girdim. 8-10 kişi birden giriyorduk. Mahkeme ve hapis hayatımın sayısını bilmiyorum. Çok var. Hz. Üstad vefat ettiğinde Konya’da hapishanedeydim. O sebeple cenazesine gidemedim.

Ebedi Nurcu Said Gecegezen

Üstad’ı hakaret ettiklerinde dayanamaz -menfi harekete müsaade olmadığı için- tek silahım telgrafla Başbakan’a, İçişleri Bakanlığı’na, Adalet Bakanlığı’na, milletvekillerine telgraf çekerdim. Ben o yanlış hareket edenlere karşı değil, onlar yanlış karar veriyorlardı. Üstad’a karşı ihanet edenlere karşı çekerdim bu telgrafları. Karşıda imansızlık cereyanı var, bile bile kastediyorlardı. Telgrafın altına imza olarak “Nurcu Said Gecegezen” veya ‘Ebedi Nurcu Said Gecegezen’ diye yazardım.

Said Gecegezen Kimdir?

Said ağabeyimiz halk tabiriyle hali vakti yerinde bir insandı. Örneğin petrol istasyonları vardı. Servetinin tamamını davası uğruna gözünü kırpmadan sarf etti.

 “Konya’nın tanınmış turizmcilerinin bir paytonu varken Said ağabeyimizin şehirlerarası çalışan otobüsü vardı.”

 Peki, bugün neyi var Said ağabeyimizin? Azrail Aleyhisselama emanet edeceği canından başka hiçbir şey.

Muhterem Said ağabeyimiz tabir caizse çok ketumdur. Kendinden ve hatıralarından kolay kolay bahsetmez. Ama çok nadir de olsa bazı bir hatırasını anlatma lütfunda bulunurdu. İşte onlardan bir tanesi:
 “Bir gün Sungur ağabeyle (Rahmetullahi Aleyh ebeden daima)  birlikte bir minibüsün içinde seyahat ediyorduk. (Yanlış hatırlamıyorsam Hatay’dan Antep'e  gidiyorlarmış. Şu meşhur Türkiye seyahatlerinden biri) Sungur ağabeyimiz buyurdular ki “Bir gün Aziz Üstadımız bana müteveccihen buyurdular ki ;“Vefatımdan sonra birlikte seyahat edeceğiz” Bu sözün üzerine ben de heyecanla “Ağabey ben de o bahtiyar Nurcular arasındayım şimdi değil mi?” dedim.”

Said ağabeyimiz, merhum ve mağfur pek muhterem Sungur ağabeyimize ayrı bir önem verirdi. Başka zamanlar derse gelemese bile Sungur ağabey Konya’ya geldiğinde mutlaka onun derslerine katılmak isterdi. Derse geldiğinde de gerek tevazuundan gerekse Sungur ağabeye olan saygısından kıyıda köşede bir kanepenin üzerine oturuverirdi. Fakat Sungur ağabey onu görür ve mutlaka yanına çağırarak kendi yanında bir yere oturtur ve ona “EBEDİ NURCU” diye iltifat ederdi.

Said Ağabeyin Merhum Hanımı Nuran ablamız anlatıyor: 

“Said abinize çok işkence ettiler. O’nu bir pikabın arkasına bindirip sokak sokak gezdirerek “Bu adam vatan hainidir” diye bağırarak teşhir ettiler. Bu işkenceler vücuduna ve ruhuna çok ağır geldi. Ben ve görümcem birlikte Said abinizi hapishanede ziyarete gitmiştik. O kadar eziyet etmişler ki Said abin bizi tanıyamadı.”

İşte asıl vatan haini olan bu alçaklar işkencelerle muhterem Said ağabeyimizin sağlığını bozdular. Ama o hiç yılmadı...

Allah Rahmet Eylesin.

Hiç yorum yok: