Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyin Mevlid Kandili ve Menfur Saldırı Mesajı



Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin talebesi ve hizmetkarı Hüsnü Bayramoğlu ağabeyin Mevlid-i Şerif tebriği


Muazzez Kardeşlerimiz

Bu geceki Mevlid-i Şerfinizi tebrik ediyor, Alemlere Rahmet Nebiyyi Zişan’ın veladetine isabet eden bir günde insaniyeti sükut etmiş vahşi canavar hayvan mesabesindeki anarşistlerin emniyet güçlerimize ve halkımıza menfur saldırılarını telin ediyor ve böyle cinayetler işleyenleri Cenab-ı Kahhar-u Zülcelal’e havale ediyoruz.

Menfur saldırıda şehid olanlara Cenab-ı Hak’tan rahmet, yaralılara acil şifalar, ve yakınlarına sabr-ı cemiller ihsan etmesini Rabbimizden niyaz ediyoruz.

Bu vesile ile vesile-i rahmet olan Efendimiz'in (asm) Veladeti ve Mevlid-i Şerif ile alakalı Üstadımızın şu lahika ve mektuplarını hem birer teselli ve hem duaya vesile olması niyetiyle arzediyoruz.

Hz. Bediüzzaman’ın talebesi ve hizmetkarı Hüsnü Bayramoğlu

***

Evvela: Mevlid-i Şerifinizi ruh u canımızla tebrik ediyoruz ve muvaffakıyetinizi ve Nurların fevkalâde tesirli intişarlarını sizlere müjde ediyoruz ve Nurcuları tebrik ediyoruz. (Emirdağ 2)
Said Nursi

Elbette dost ve düşmanın ittifakıyla, en yüksek istidadda ve en âlî ahlâkta ve nev’-i beşerin humsu ona iktida etmiş ve nısf-ı Arz onun hükm-ü manevîsi altına girmiş ve istikbal onun getirdiği nurun ziyasıyla bin üçyüz sene ışıklanmış ve beşerin nuranî kısmı ve ehl-i imanı, mütemadiyen günde beş defa onunla tecdid-i biat edip, ona dua-yı rahmet ve saadet edip, ona medih ve muhabbet etmiş olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm ile konuşacak ve konuşmuş ve Resul yapacak ve yapmış ve sair nev’-i beşere rehber yapacak ve yapmıştır. (Mektubat – 89)

Veladet-i Nebevî gecesinde hem annesi, hem annesinin yanında bulunan Osman İbn-il Âs’ın annesi, hem Abdurrahman İbn-i Avf’ın annesinin gördükleri azîm bir nurdur ki; üçü de demişler: “Veladeti ânında biz öyle bir nur gördük ki; o nur, maşrık ve mağribi bize aydınlattırdı.”

İkincisi: O gece Kâ’be’deki sanemlerin çoğu başı aşağı düşmüş.

Üçüncüsü: Meşhur Kisra’nın eyvanı (yani saray-ı meşhuresi) o gece sallanıp inşikak etmesi ve ondört şerefesinin düşmesidir.

Dördüncüsü: Sava’nın takdis edilen küçük denizinin o gecede yere batması ve İstahr-Âbad’da bin senedir daima iş’al edilen, yanan ve sönmeyen, Mecusilerin mabud ittihaz ettikleri ateşin, veladet gecesinde sönmesi. İşte şu üç-dört hâdise işarettir ki: O yeni dünyaya gelen zât; ateşperestliği kaldıracak, Fars saltanatının sarayını parçalayacak, izn-i İlahî ile olmayan şeylerin takdisini men’edecektir. (Mektubat – 177)

Yâ Erhamerrâhimîn! 

Bu Resul-i Ekrem’in (A.S.M.) hürmetine, bizi onun şefaatine mazhar ve sünnetinin ittibaına muvaffak ve dâr-ı saadette onun âl ü ashabına komşu eyle!
Âmîn.. âmîn.. âmîn..
ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَ ﻋَﻠَٓﻰ ﺍَﻟِﻪِ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪِ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﺣُﺮُﻭﻑِ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍَﻥِ ﺍﻟْﻤَﻘْﺮُﻭﺋَﺔِ ﻭَ ﺍﻟْﻤَﻜْﺘُﻮﺑَﺔِ ﺍَﻣِﻴﻦَ

Kaynak: Hizmet Vakfı

Hiç yorum yok: