Hulûsi Yahyagil Ağabey’in Medar-ı İbret Bir Mektubu



Risale-i Nur mesleği, sırr-ı veraset-i Nübüvvete giden bir yoldur.

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ

Azîz Kardeşlerim;

Bazı hadislerden dolayı birkaç hakìkatları siz kardeşlerime beyân ediyorum.

1. Risale-i Nur mesleği, sırr-ı veraset-i Nübüvvete giden bir yoldur. Velayet-i suğra ve vusta içinde yoktur. Yani uhuvvet mesleğidir, kestirme yoldur.

2. Sahabe mesleğidir. Yani uhuvvet mesleğidir.


3. Zamân cemâat zamânıdır. "Şahıs zamânı değildir. Şahsa bağlanmak hatadır." Çünkü eğer o şahıs kötü ise zâten hata.
Faraza iyi ise ona bağlanmak ve şa’şaalandırmakla o adamı ehl-i dalaletin hücumuna maruz bırakıyorsun.
O zâttan bütün âlem-i İslam’a gelen menfaatına
set çekmiş oluyorsun.

4. Şu abd-i âciz, hiç bir vakit kendine vakıf, yani maddi medrese vakfı veyâhut Risale-i Nurun bir talebesi diye bir liyakatı kendinde görmemiştir. Ancak ben de diğer Müslümanlar gibi, âciz bir ferdim. Bana vakıf veyâ has bir talebe nazarıyla bakan varsa, bu yüzden gelen takdir ve tenkitten alakam yoktur.

5. Uhuvvet ve muhabbet demek, kâinâtta bir sırrı İlahi demektir.

6. "Bir adama muhabbet etmek, onun etrafında cemâatları toplamakla ve halkların onun hakkında hüsnü zanlarını yaptırmakla, Rıza-yı İlahiyi kazandırmadığı gibi, o adamı da sevmek değil, belki bir nev’î dünyâya ve riyaya teşvîk olduğundan bir nev’î adavettir."
Bu gibi dünyevi nazarlardan Allah hepimizi muhâfaza eylesin. Âmîn.

7. Şu âcize veli veyâhut salih deyip bakanların verdikleri bu ma’nevî ücretlere lâyık olmadığımdan ve mesleğimizin dışında olduğundan iade ediyorum.

8. "Bir şahsa Risale-i Nuru iyi anlıyor diye bağlanmak hatadır. Çünki o zâttan aldığı ders tarzı, başkalarında bulunmayınca adavete başlar." Yani başkasını cehâletle ittiham altına alır. Bu da gururdur. “La li hubbi Aliyyin bel li buğdi Ömere.” Sırrına mazhar olma ihtimali var. Onun için bir şahsın ilmini yani Risale-i Nurdan anlayış tarzını veyâhut hizmet tarzını takdir edildiği takdirde, kalbde kalıp, başkaları o yola çağırmamaktır. Çünkü bütün beşeri, bir fikirde toplamak kabil değil.

9. Kesret-i etbâ ile ne maddi, ne ma’nevî meratib belli olmaz. Hünerler ittiba-ı sünnet-i Nebevîye (asv) iledir. Bu sahada kendimizi yetiştirmektir. Bir olsun bin olsun fark etmez.

10. "Hedef, etbâları toplamak değil. Sünnet-i seniyyeye ittibadır. Mümkün mertebe Müslümanlara menfaatlı olmaktır. Aksi taktirde
Rıza-yı İlahi kaybolur."

(Hulusi Yahyagil)

Hiç yorum yok: