Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyin Mevlid Kandili ve Menfur Saldırı Mesajı



Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin talebesi ve hizmetkarı Hüsnü Bayramoğlu ağabeyin Mevlid-i Şerif tebriği

Hüsnü Bayramoğlu: Bugünlerde Vukua Gelen Hadisata Bakışımız Nasıl Olmalı

Üstadımızın Mutlak Vekili Hüsnü Bayramoğlu abiden bugünlere dair kaleme aldığı Mektubu...

Bismihi Sübhanehu

Aziz Kardeşlerimiz 

Cenab-ı Rabbül Alemin'e nihayetsiz hamd-ü sena ederiz ki bu vatanı ve bu vatanda ki Hükümet-i Cumhuriye'yi büyük bir fitneden ve beladan muhafaza etti. Vatanın dört bir yanında kahraman ve necib Türk Milleti ve gençliğinin uymadığını ve her ne pahasına olursa olsun şehamet-i imaniyenin tecellisi olarak darbecilere meydan okuduklarını iftihar ile müşahede ettik.

Umum Nur Talebeleri Namına Kamu Oyuna Duyuru

KAMU OYUNA DUYURU
"Feto Örgütü"nün tahrip, ihanet, hiyanet ve zalimane icraatlarını durdurmak amacıyla Bakanlar Kurulu tarafından darbeci vakıfların kapatılması ile ilgili bir karar verilmiş, bir liste hazırlanmıştır.

 Bizler, bu listelerin tamamen ve bizzat Feto örğütünün fiili icraat ve ifsadatını ortadan kaldırmaya matuf olduğunun şuur ve bilinci içindeyiz.
Bu hazırlanan listelerin içinde müsbet, devlet ve hükümetin yanında olan bir kaç vakıf ve kamuda çalışan bazı memur ve görevlilerinde  bulunduğunu müşahade ettik.
Sehven olduğuna inandığımız bu işlemin inşallah en kısa zamanda düzeltileceğini, sap ile samanın birbirinden ayrılacağının ümit ve kanaatı içindeyiz.
Nitekim başta sayın Cumhurbaşkanı'mız, Başbakan'ımız, bu konuda teyakkuz içindedirler.
Bunu fırsat bilen Fetocular: "İşte bakın! Bizden sonra sıra size gelecek! dememişmiydik  "şeklinde propoganda yapmaktadadırlar. Bu propogandalara asla ve asla itibar edilmemelidir.

FETÖ İle Risale-i Nur'un Hiçbir İlgisi Yoktur



FETÖ adıyla anılan bu uluslararası terör örgütünün mukaddesatımızı ve kamuoyunda itibar gören kişi ve değerleri istismar ederek bugünlere kadar geldiği, artık herkesin malûmu olan bir gerçektir.

Örgütün istismar ettiği değerlerin başında ise Risale-i Nur gelmektedir. Milletimizin Risale-i Nur’a olan teveccühü ve Risale-i Nur talebelerinin tek parti döneminde dinî özgürlükler uğrunda gösterdikleri kahramanlar, FETÖ’nün daima ilgisini çekmiş ve örgüt bu eserleri kullanmak suretiyle kendisine menfaat sağlarken, Risale-i Nur cemaatlerine de iki yönden zarar veregelmiştir:

Bediüzzaman’ın Şiddetle Kürt Devletine Karşı Çıkması



Kürd Te’âlî Cemiyeti, Şerif Paşa, Paris Barış Konferansı ve Bedîüzzaman’ın Şiddetle Kürt Devletine Karşı Çıkması

Bedîüzzaman ırka dayalı bütün teşebbüslere muhâlif gidiyor; sadece İslamiyet milliyeti çerçevesinde oluşacak gelişmelere taraftar oluyordu. Bunun için de Osmanlı Devletini yeniden ihyâ edelim diyordu. Ayrılıkçı bir Kürdistan’a başından beri karşıydı.

İsviçre’de bulunan hemen bütün Türk ve Kürd aydınlar, 16 Ocak 1919 günü Cenevre’de bir kongre toplayarak, Paris Barış Konferansı’nda İtilaf Devletleri nezdinde Osmanlı Devleti’nin haklarını savunması için Şerif Paşa’yı delege seçmişlerdi. Yani Şerif Paşa Paris’e Osmanlı temsilcisi sıfatıyla gitti. Ancak Kürd Te’âlî Cemiyeti Şerif Paşa’ya Kürdleri de temsil etme yetkisi tanımıştı. 16 Nisan 1919 tarihinde ise Şerif Paşa Osmanlı temsilciliğinden çekilerek, görevini yalnızca Kürd temsilcisi sıfatıyla sürdüreceğini duyurdu.

Terör Batağını Kurutmak; Mehmet Kırkıncı Hoca ile Röportaj

İsmail Çolak: Bugün memleketimizi tehdit eden ve Müslüman milletimizi birbirine düşman kutuplar haline getirmek için istimal edilen terörün menşeinde size göre hangi köklü sebepler yatmaktadır?

Kırkıncı Hoca: Dün tealiden tekâmüle götüren bugün inkırazdan izmihlale sürükleyen sebepler nelerdir? Aynı milletin çocukları olduğumuz halde neden bu felaketlere maruz kaldık? Dün cihanları hayretlere düşüren muazzam medeniyetler kuran, başka iklimlere ilim irfan götüren, uhuvvet ve muhabbetin sembolü olan bu milletin evlatları bugün neden bu cehalete ve ihtilaflara maruz kaldı? Bunun sebebini bizim İslam Dini’ne karşı olan ihmalimizde aramak lazım.

Milliyet Fikrinin Menfi Kısmı ve Ondan Doğan Zararlar



.. Fikr-i milliyet, şu asırda çok ileri gitmiş. Hususan dessas Avrupa zalimleri, bunu İslâmlar içinde menfî bir surette uyandırıyorlar; tâ ki, parçalayıp onları yutsunlar.

Hem fikr-i milliyette bir zevk-i nefsanî var; gafletkârane bir lezzet var; şeametli bir kuvvet var. Onun için şu zamanda hayat-ı içtimaiye ile meşgul olanlara, "Fikr-i milliyeti bırakınız!" denilmez. Fakat fikr-i milliyet iki kısımdır. Bir kısmı menfîdir, şeametlidir, zararlıdır; başkasını yutmakla beslenir, diğerlerine adavetle devam eder, müteyakkız davranır. Şu ise, muhasamet ve keşmekeşe sebebdir. Onun içindir ki, hadîs-i şerifte ferman etmiş:

İman Şuurunun Hükmetmediği Cemiyette Anarşi ve Vahşet Doğar

.. Hem herbir şehir kendi ahalisine geniş bir hanedir. Eğer iman-ı âhiret o büyük aile efradında hükmetmezse; güzel ahlâkın esasları olan ihlas, samimiyet, fazilet, hamiyet, fedakârlık, rıza-yı İlahî, sevab-ı uhrevî yerine garaz, menfaat, sahtekârlık, hodgâmlık, tasannu, riya, rüşvet, aldatmak gibi haller meydan alır. Zahirî asayiş ve insaniyet altında, anarşistlik ve vahşet manaları hükmeder; o hayat-ı şehriye zehirlenir. Çocuklar haylazlığa, gençler sarhoşluğa, kavîler zulme, ihtiyarlar ağlamağa başlarlar.

Buna kıyasen, memleket dahi bir hanedir ve vatan dahi bir millî ailenin hanesidir. Eğer iman-ı âhiret bu geniş hanelerde hükmetse, birden samimî hürmet ve ciddî merhamet ve rüşvetsiz muhabbet ve muavenet ve hilesiz hizmet ve muaşeret ve riyasız ihsan ve fazilet ve enaniyetsiz büyüklük ve meziyet o hayatta inkişafa başlarlar.

Fısk ve Sefahetler, İnsanları Tahribci ve Müfsid Yapar

Fısk; haktan udûl, ayrılmak, hadden tecavüz, hayat-ı ebediyeden çıkıp terketmektir. Fıskın menşei; kuvve-i akliye, kuvve-i gazabiye, kuvve-i şeheviye denilen üç kuvvetin ifrat ve tefritinden neş'et eder. Evet ifrat veya tefrit, delillere karşı bir isyandır. Yani sahife-i âlemde yaratılan delail, uhûd-u İlahiye hükmündedir. O delaile muhalefet eden, Cenab-ı Hak'la fıtraten yapmış olduğu ahdini bozmuş olur. Ve keza ifrat ve tefrit hayat-ı nefsiye ve ruhiyenin maraz ve hastalığını intac eden esbabdandır.

Buna fıskın birinci sıfatı olan  ﻳَﻨْﻘُﻀُﻮﻥَ ﻋَﻬْﺪَ ﺍﻟﻠَّﻪِ cümlesiyle işaret edilmiştir. Ve keza ifrat ve tefrit, hayat-ı içtimaiyeye karşı isyan ateşini yakan iki âmildir. Evet bu âmiller hayat-ı içtimaiyeyi nizam ve intizam altına alan rabıtaları, kanunları keser atar. Evet şehvet veya gazab haddini aşarsa, ırz ve namuslar pay-mal olur, masumlar mahvolur.

Din Düsturlarının Zedelenmesi Anarşiye Kapı Açar

Sedd-i Zülkarneyn Gibi, Cemiyeti Fitnelerden Muhafaza Eden Din Düsturlarının Zedelenmesi, Anarşiye Kapı Açar

... Rivayetlerde Hazret-i İsa Aleyhisselâm'a "Mesih" namı verildiği gibi, her iki Deccal'a dahi "Mesih" namı verilmiş ve bütün rivayetlerde
 ﻣِﻦْ ﻓِﺘْﻨَﺔِ ﺍﻟْﻤَﺴِﻴﺢِ ﺍﻟﺪَّﺟَّﺎﻝِ ﻣِﻦْ ﻓِﺘْﻨَﺔِ ﺍﻟْﻤَﺴِﻴﺢِ ﺍﻟﺪَّﺟَّﺎﻝِ
denilmiş. Bunun hikmeti ve tevili nedir?

Elcevab: Allahu a'lem bunun hikmeti şudur ki: Nasılki emr-i İlahî ile İsa Aleyhisselâm, şeriat-ı Museviyede bir kısım ağır tekâlifi kaldırıp şarab gibi bazı müştehiyatı helâl etmiş. Aynen öyle de; Büyük Deccal, şeytanın iğvası ve hükmü ile şeriat-ı İseviyenin ahkâmını kaldırıp Hristiyanların hayat-ı içtimaiyelerini idare eden rabıtaları bozarak, anarşistliğe ve Ye'cüc ve Me'cüc'e zemin hazır eder.

Dinin Zedelenmesi ve Sefahetin İntişarı, Cemiyeti Anarşiye Sevk Eder

Gerek Türkiye'de ve gerek beşer aleminde dehşetini artıran anarşiliğin bahsi yapılmazken, Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, cemiyet hayatında, ananşiyi netice verecek sebebleri, Kur'an nuru ile görmüş ve bundan 90-100 sene öncesinden, ta hayatının sonuna kadar, bu anarşi afeti ve tehlikesinden ısrarla haber vermiş, ikaz etmiş ve ıslahına çalışmıştır. Bugün de eserleriyle aynı ıslahat devam etmektedir.

Bu yazıda, Risale-i Nur Külliyatından anarşiliğe aid parçaların bir kısmını teyakkuza vesile olması için istifademize sunuyoruz.

Asker Terörü Neden Önleyemiyor?

İki olguda TSK’nın işini gücünü bırakmış terörle mücadele görevi yerine, siyasi mücadele ile meşgul olduğunun iki canlı örneğini göreceksiniz. Prof. Dr. Nevzat Tarhan yazdı.

Şemdinli’de 23 terörist tabur basıyor, katırlarla getirilen roketatarlar kullanılıyor, istihbarat çalışmamış ve birlik savunmasız, 11 er şehit, 14 er yaralı. Aşağıda Genelkurmay Başkanlığı’nın yalanlamadığı iki olayı okuyacaksınız. Birincisi Bugün gazetesinden Erhan Başyurt’un 17 Haziran tarihli “Ezan andıçı” yazısı, ikincisi Yeni Şafak’tan Dücane Cündioğlu’nun “dipnot” yazısında kendisine yazılan teyid edilmiş mektup.
İki olguda TSK’nın işini gücünü bırakmış terörle mücadele görevi yerine, siyasi mücadele ile meşgul olduğunun iki canlı örneğini göreceksiniz.