Dört çeşit manevî hastalık ve tedavi çareleri

Hâtime

Şu hatime, dört çeşit hastalıkları beyan eder ve tedavi çarelerini gösterir.

Birinci hastalık: Yeis”tir.

Arkadaş! Amele ve tâate muvaffak olamayan azaptan korkar, ye’se düşer. Böyle bir me’yusun gözüne, dinî meselelere münafi ednâ ve zayıf bir emare, kocaman bir burhan görünür. Böyle birkaç emareyi elde eder etmez, diğer emarelerin sâikasıyla ilân-ı isyan ederek İslâm dâiresinden çıkar, şeytanın ordusuna iltihak eder. Binaenaleyh, a’mâle muvaffak olamayanlar, ye’se düşmemek için şu âyete müracaat etsin.

İnsanın fıtratındaki şiddetli duyguların hikmeti..

Görüyorum ki, şu dünya hayatında en bahtiyar odur ki, dünyayı bir misafirhane-i askerî telâkki etsin ve öyle de iz’an etsin ve ona göre hareket etsin. Ve o telâkki ile, en büyük mertebe olan mertebe-i rızâyı çabuk elde edebilir. Kırılacak şişe pahasına daimî bir elmasın fiyatını vermez; istikamet ve lezzetle hayatını geçirir.

Sanki Üstadımız İhtiyarlar Risalesi’ni gençlere, Hastalar Risalesi’ni sıhhatte olanlara yazmış”

Çok sevgili, müşfik Üstadım Efendim Hazretleri;

Evvelâ: Hem mübarek leyâli-i aşerenizi, hem kudsî bayramınızı ruh u canımla tebrik eder, arz-ı hürmetlerimle Nur neşreden ellerinizden öper, kusuratımın affını istirham ederim.

Saniyen: Bu günahkâr âdi, âciz, kusurlu, liyakatsiz, miskin, tembel talebenizi Risale-i Nur’un hakaik-i kudsiye-i imaniye ve Kur’âniyesine ve sevgili Üstadın terbiye-i mâneviye ve maddiyesine mazhar buyuran Cenab-ı Erhamürrahimîne hadsiz şükrediyorum.

Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyden Sure-i Fetih Tavsiyesi

Hüsnü Ağabeyden Fetih Suresi Çağrısı

Aziz, Sıddık ve kahraman kardeşlerim

Bir iki noktayı hülasaten ve gayet kısa arzedeceğim.

Hulusi Beyin bir mektubunda da ifade ettiği “Mülhidler çok ileri gidiyorlar. Mesela:……… ilâ âhir.

İşte bu ahmakların hezeyanına ve her nevi iğfallerine ve zâhiren süslü lâflarına kanmayarak, iman ve îtikadlarında sâbit-kadem olmaları için erbab-ı imana kuvvet ve zümre-i tuğyana kahr ve şiddetle ders-i ibret verecek pek münasebetli sözler, mevzubahs âsârda ayân-beyan görülmektedir...

16 Nisan Referandumu Kamuoyuna Duyuru

MEŞVERET CEMAATİNİN KAMUOYUNA DUYURUSU

16 Nisan Referandumu; devletimizin bekası, vatanımızın muhafazası, memleketimizin dirayetli, muktedir, güvenilir devlet adamlarına tevdi edilmesi gibi ciddi zaruretler cihetiyle fevkalade ehemmiyetlidir.

Hazret-i Üstadımızın tarihçe-i hayatı şahittir ki; muazzez Üstadımız din ve mukaddesat, vatan ve memleket meselelerine kat’iyen duyarsız kalmamış, reyini, görüş ve düşüncelerini gayet açık bir biçimde beyan etmiş, efkar-ı ammeye duyurmuştur. Bizler, Meşveret Cemaati olarak, tebaiyyet sırrıyla aynı kanaat ve düşüncelerimizi şöyle hülasa ediyoruz:

Okumak ve Yaşamak

Risale-i Nur’u okuyup anlayıp idrak etmek

Risale okumak önemli. Lâkin, okuyup ilmen zirveye varmak var ya da henüz zirveye ulaşmayan var. Önemli olan, zirveye çıkmak değil; akıl, kalb ve ruhun anlayabilmesi, onunla amel etmesi, okuduklarını hayatına geçirebilmesi…

Külliyatı defalarca bitirmiş, fakat düstura uygun hareket etmiyor, uhuvveti, ihlası esas tutmuyor. Bu da demek oluyor ki daha anlayamamış!

Aile Hayatı için Ahiret inancının Faydası

Bismillahirrahmanirrahim

Dördüncü Delil :

Nev-i beşerin hayat-ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esaslı zemberek ve dünyevî saadet için bir cennet, bir melce bir tahassungâh ise, aile hayatıdır. Ve herkesin hanesi, küçük bir dünyasıdır. Ve o hane ve aile hayatının hayatı ve saadeti ise; samimî ve ciddî ve vefadarâne hürmet ve hakiki ve şefkatli ve fedakârâne merhamet ile olabilir.

Gözünü Kapamakla, Gece Mi Oldu Zannediyorsun?

Bismillahirrahmanirrahim

Sekizinci Pencere


Nev-i beşerdeki bütün ervâh-ı neyyire ashabı olan enbiyalar (aleyhimüsselâm), bâhir ve zâhir mu’cizatlarına istinad ederek; ve bütün kulûb-u münevvere aktâbı olan evliyalar, keşif ve kerametlerine itimad ederek; ve bütün ukûl-u nuraniye erbabı olan asfiyalar, tahkikatlarına istinad ederek, birtek Vâhid-i Ehad, Vâcibü’l-Vücud, Hâlık-ı Külli Şeyin vücub-u vücuduna ve vahdetine ve kemâl-i rububiyetine şehadetleri, pek büyük ve nuranî bir penceredir; hem her vakit o makam-ı rububiyeti göstermektedir.