Gençleri Kurtarmanın Tek Çaresi: İmanî Ders vermektir. (Rusya'dan Bir Mektup)

"ETRAFIMDA AİLELERİ TARAFINDAN KENDİ HALLERİNE TERKEDİLMİŞ, MUTSUZ VE AĞLAYAN GENÇLERİ GÖRÜNCE DURMAK İSTEMEDİM VE MÜCADELE ETMEM GEREKTİĞİNE İNANDIM.... "

Bu sözler Rusya Kaliningrat şehrinde on seneden fazla milletvekilliği yapmış, şimdi ise aynı şehirde mimarlık kolejinde felsefe tarihi ve psikoloji öğretmenliği yapan Vlademir Simyenoviç Yojikov'a ait... Kendisi bir vesileyle Kaliningrattaki ehl-i hizmet kardeşlerimizden Resul ve Amin ile tanışıyor. Onların ve mescid imamı Zahur'un askeriyedeki imani derslerine muttali olan ve neticesininde müsbet olduğunu gören Yojikov kendi okulunda böyle bir faaliyetin olmasını arzu ediyor.

Yaz tatilinden bir kaç ay önce koleje gidilip sınıflarda dersler yapılıyor. Yojikov öğrencilerin istifadelerini müşahede edince derslerin devamını arzu ediyor.

Abilerin daveti üzerine dershaneye gelip akşam yediden gece onbire kadar imani ve hizmetle alakalı uzunca sohbet ediyorlar.

Yojikov ayrılırken şöyle diyor:
"SİZİ TEBRİK EDERİM ÇOK TEMİZ İNSANLARSINIZ, KENDİMİ DE TEBRİK EDERİM Kİ SİZİN GİBİ TEMİZ İNSANLARIN İÇİNE DÜŞTÜM... SİZLER BENDE, UZUN YILLARDAN BERİ KÖRELMİŞ OLAN BİR HİSSİMİN TEKRAR ORTAYA ÇIKMASINA VESİLE OLDUNUZ. O HİSTE ŞU: BİRİLERİNDEN AYRILIRKEN ÜZÜLME HİSSİ... BEN BU DUYGUYU KÜÇÜKKEN ANNEMDEN AYRILIRKEN HİSSEDERDİM. FAKAT ZAMANLA O HİS TE GİTTİ. ŞU ANDA SİZDEN AYRILIRKEN İŞTE O HİSSİ YAŞIYORUM..."

Gençlik Rehberinden bir bahis okunurken göz yaşlarını silerek şöyle diyor: "BU DERS SADECE BENİM OKULUMA MUNHASIR KALMAYACAK, BU DERSLERİ UMUMİLEŞTİRECEĞİZ. İLK HEDEF TIP KOLEJİ."

Dersi ne zaman yapalım diye soruyor. Kardeşler bir hafta sonra filan gün yapalım deyince Yojikov: "NE BİR HAFTASI... YA BİR HAFTA YAŞAYAMAZSAK O ÖĞRENCİLER MAHRUMMU KALSIN. PAZARTESİ GİDİYORUZ " diyor ve bir kaç gün sonra Tıp Kolejine derse gidiliyor. O kolejin müdürü yahudi asıllı bir Rus olmasına rağmen, öğrencilerinin o perişan vaziyetlerinden kurtulmaları için memnuniyetle kabul ediyor.

Aynı zamanda Yojikovun arkadaşı olan müdür, okulunda ilk defa böyle bir şey olacağı için şehrin bir milletvekilini, vali yardımcısını, öğrenci yardım cemiyet başkanını ve Rassia Kaliningrad TV isimli televizyon kanalını davet ediyor.

Yojikov bir takdim konuşması yapıyor. Konuşmasında şöyle diyor: "GENÇLERİN İÇİNDE BULUNDUĞU BUHRANIN SEBEBİ İMANSIZLIKTIR, ONLARI O BUHRANDAN KURTARMANIN TEK ÇARESİ İMANI DERS VERMEKTİR. İŞTE BU KİTAPLAR İMANI DERS VERİYOR VE ALLAHI ANLATIYOR." Bu ifadeleri kullanırken elindeki risaleyi yukarı kaldırıyor. Üstadımızın söylediği "KAİNATTA EN YÜKSEK HAKİKAT İMANDIR" sözünüde kullanıyor.

Sonra Resul kardeşte nurlardan bir ders okuyor. Bu program üç akşam bir milyonluk nüfusu olan Kaliningradda yayınlanıyor. Hatta yayın akışında zaman zaman yayını durduruyorlar "KAİNATTA EN YÜKSEK HAKİKAT İMANDIR" sözünü televizyondan verip tekrar yayına devam ediyorlar.

İşte bu yayınlardan sonra huzurevinin müdürü kardeşleri telefonla arayıp diyor ki: "İMANSIZLIĞIN TESİRİYLE VE ÖLÜMÜ SON BİLMELERİYLE İHTİYARLARIMIZ PERİŞAN... NE OLUR GELİN ONLARA BU HAKİKATLERİ ANLATARAK TESELLİ EDİN." Bu teklif üzerine orada da müteaddid dersler oluyor. Hatta o derslerden birini ahirete imanın şahsi ve içtimai faidelerinin izah edildiği Asa-yı Musa'nın Sekizinci Meselesinden Yojiko okuyor.

Yine televizyondaki o yayınlardan sonra katolik kilisesinin başrahibi İgnadi Pavlos dershaneyi arıyor ve şöyle diyor: "DÜN AKŞAM Kİ PROGRAMI HEYECANLA SEYRETTİM. O GENÇLERİN ALLAH ANLATILIRKEN NASIL ŞEVKLE DİNLEDİKLERİNİ HAYRETLE GÖRDÜM. SİZDEN RİCA EDİYORUM BENİM KİLİSEME GELİN VE O HAKİKATLERİ KATOLİK CEMAATİNE ANLATIN." Bu telefon görüşmesinden on gün sonra kiliseye gidiliyor. Başrahibin daveti üzerine otuz kadar cemiyet başkanınında olduğu kilise cemaatine üç saate yakın iman hakikatlerinden ders yapılıyor.

Ders esnasında başrahip dinleyenlere şöyle diyor: "İşte şimdi siz bu müslüman kardeşlerimden islamiyet hakkında istediğiniz herşeyi sorun, ta anlayasınız islamiyet neymiş..." Kiliseden ayrılırken başrahip dersi okuyan kardeşimize sarılıyor ve diyor ki: "GENÇLİK HAKKINDA HİÇ ÜMİDİM YOKTU, İŞTE BUGÜN ÜMİDİM GELDİ."

Üç milletvekilinin talebiyle, Yojikovun da iştirakiyle hapishanelerdeki mahpusların özellikle genç mahpusların ıslahı için kardeşlerle bir görüşme yapılıyor. Yani nasıl bir faaliyet yapabiliriz.

Yine polis okulundan gelen talep üzerine orada da yüz kadar öğrenciye ders yapılıyor. Ve amirleri bunun zaman zaman tekrar edilmesini talep ediyor.

Kaliningratta başka bir kolejde okuyan onyedi yaşındaki bir Rus genci Tabiat Risalesinin rusçasını neredeyse ezberlemiş ve fırsat buldukça arkadaşlarına anlatıyormuş. Yine bu genç sadece Kur'an elifbasının yirmidokuz harfini bilirken bizzat bizimde müşahedemizle 45 dakika sonra heceleyerekte olsa Kur'an okumayı söktü. İmtihanı şiddetli olan bu kardeşimize maddi manevi muhafazası için dua istirham ediyoruz.

Kendisi göz doktoru olan ve 1990 yılında, olur ki Kur'ana ilişirler endişesiyle sadece akşamları çalışarak Kur'anı orjinal şekliyle ve rusça mealiyle bir senede yazan ve şu anda seksen küsür yaşında olan Şemsikamer teyzemiz yedi sekiz ay evvel nurları tanıyıp gayet zinde bir şekilde nur hizmetine devam ediyor.

Yaz tatilinden sonra okulların yeniden açılmasıyla beraber Yojikov yeni gelen lise-1 öğrencilerine geçen seneki derslerden ve müslümanların gelip imanı anlattıklarından bahsediyor. Öğrencilere sizde arzu edermisiniz diye sorunca hep bir ağızdan bizde isteriz diyorlar.

Elhamdülillah, Cenab-ı Hakkın izniyle tekrar koleje gidildi, dört sınıfta ikiyüze yakın lise öğrencisine Gençlik Rehberinden ve 23. Sözden ders okundu.. Ertesi gün bir sınıfta ders okundu... Yojikov gayet memnuniyetini bildirdi.

Derse katılan Amin kardeşin ifadesine göre mütemadiyen islamiyeti nazara veren Yojikov öğrencilerine şöyle diyor: "ZANNEDERİM HEPİNİZ İLK DEFA MÜSLÜMANLARLA BÖYLE BİR DİYALOGTA BULUNDUNUZ. SİZE TAVSİYEM O Kİ İSLAMİYETİ GELİŞİ GÜZEL DEĞİLDE İSLAMİYETİ CİDDİ YAŞAYAN BU GİBİ CİDDİ MÜSLÜMANLARDAN ÖĞRENİN.

Zaman zaman bizlere mektuplar yazan Yojikov, bir mektubunun başında şu ifadeleri kullandı: Etrafımda aileleri tarafından kendi hallerine terkedilen, ağlayan ve mutsuz gençleri görünce durmak istemedim, susmak istemedim ve mücadele etmeğe karar verdim..

Branşım gereği bazen öğrencilerimle anketler düzenliyordum... Tek bir soru soruyordum öğrencilerime.. Mesela: HAYATTAN BEKLENTİNİZ NEDİR? Aldığım cevaplar tüylerimi ürpertiyordu..

Bir öğrencim cevaben yazmış: ANNEM BANA YABANİ, BABAM BANA DÜŞMAN.. HERKES BENDEN NEFRET EDİYOR, BEN DE HERKESTEN NEFRET EDİYORUM.. HER ŞEYDEN İĞRENİYORUM VE ÇAREYİ İÇMEKTE BULUYORUM.. Bu cevap ve bu cevaba benzeyen cevaplar içimi parçaladı.. Bakın bu öğrencim henüz 16 yaşında ve hayattan beklentisi yok..16 Yaşında fakat çareyi içmekte buluyor.. Bir şeyler yapmam lazım dedim.. Allah, bu müslüman kardeşlerimi ve Risale-i Nur eserlerini benim imdadıma gönderdi.. Bekliyordum doğudan bize bir imdat gelecek diye.. Meğer o imdat Risale-i Nur imiş... Bağrında Risale-i Nurları çıkaran Türkiye'nin topraklarına o kadar hasretim ki Türkiye'ye gelsem eğilip toprağını öpesim geliyor...

Yine Resul kardeşimize şifahen diyor ki: Resul, hani sen ilk defa okula gelip ders okumuştun ya.. Zannediyormusun ki geldiğinde gelen sendin.. Resul, gelen Said Nursi'nin ta kendisiydi.. Said Nursi milletimin imdadına geldi.. Said Nursi gençlerimizin ellerinden tutmağa geldi.. Bu dersler devam ettikçe ben müşahede ediyorum ki: Öğrencilerimin gözlerinde bir parıltı, yüzlerinde bir nur ve hallerinde ilk defa bir ümit görüyordum..

Ve diyorum: Ne pahasına olursa olsun bu iman dersleri devam edecek..

Hiç yorum yok: