İmanın Esrarı ve İhlâs: 100 Sarsıcı Vecize | Bölüm 4 (Kendini Oku) ✨
Din hayatın hayatı, hem nuru, hem esası. İhya-yı din ile olur şu milletin ihyası.
Dünya Bir Misafirhanedir Risale-i Nur'dan 100 Hikmetli Vecize | Bölüm 3 (Gafletten Uyanış) ✨
Ey insan! İnsan isen, şu güzel işlere tabiatı, tesadüfü karıştırma!
Aziz kardeşlerim, 2000 vecizelik dev serimizin 3. bölümünde, yine ruhumuza şifa, aklımıza nur olacak 100 kıymetli hakikat çekirdeği ile beraberiz. Bu bölümde Üstad Bediüzzaman Said Nursi, bizleri gaflet uykusundan uyandıracak, dünyanın geçiciliğini ve imanın ebedi saadetini müjdeleyen dersler veriyor.
Hayata Bakışınızı Değiştirecek 100 Vecize | Bölüm 2 (Umut ve Hakikat) ✨
Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi.
Bu videoda, Bediüzzaman Said Nursi’nin kaleminden dökülen Risale-i Nur Külliyatı’nın en tesirli ve derin manalı 100 vecizesini sizler için seslendirdik. Serimizin bu ikinci bölümünde; hayatın gayesi, imanın lezzeti, hastalığın sırrı ve ölümün gerçek yüzü gibi ruhu kuşatan meselelere dair muazzam hakikatleri bulacaksınız.Sıkıyönetim Komutanına Yazılan Tarihi Mektup! | Fevzi Allahverdi Anlatıyor ✨🛡️
Mamak Cezaevi’nde Bir Nur Talebesi: Fevzi Allahverdi Anlatıyor
"Sen ahirette benim yakamı tutarsın diye bu mektubu yazıyorum!" ✨📜Namaz Sadece Bir İbadet mi, Yoksa Kâinatın Özeti mi? ✨ | 11. Söz'ün Sırrı | Abdullah Yeğin
İnsan Bir "Anahtar Külçesi" mi?
Ey kardeş!Risale-i Nur’dan En Güzel 100 Vecize | Bölüm 1 (Ruhunuzu Dinlendirin) ✨
Risale-i Nur talebeleri, Risale-i Nur'un Dairesi Haricinde Nur Aramamalı
Risale-i Nur talebeleri, Risale-i Nur'un dairesi haricinde nur aramamalı ve aramaz.
Son Şahitlerden MUSTAFA SUNGUR
Son Şahitlerden MUSTAFA SUNGUR
"Bunlar Türk milletinin medar-ı iftiharıdır"
"Hz. Üstad polislere hitaben;"İşte bunlar Türk milletinin medar-ı iftiharıdırlar´ diye biz talebelerini polislere takdim ediyordu. Bunu nakletmemdeki sebep, Üstadımız her vesile ile Risale-i Nur hizmetinin müsbet gaye ve hareketini daima ilân etmesiydi. O zaman estirilen hava dolayısıyla polislerin yanlış nazarlarını, Hz. Üstad tashihe çalışıyordu. Veya onların yanlış beyanlarına rağmen konuşuyordu. Yani onların aylarca Afyon'da dükkan dükkan gezerek Bediüzzaman ve talebeleri hakkında asılsız propagandalarına karşı, Hz. Üstad bu suretle mukabele ediyordu.
Mustafa Sungur’un Müdafaasıdır | Afyon Ağır Ceza Mahkemesine
Mustafa Sungur’un Müdafaasıdır
Afyon Ağır Ceza Mahkemesine,
İddia makamı, benim de Nurcular cemiyetine dâhil olup halkı hükûmet aleyhine teşvik ettiğim iddiasıyla cezalandırılmamı istiyor.
Evvela: Nurcular cemiyeti diye bir cemiyet yoktur. Ve ben böyle bir cemiyete mensup değilim. Ben, bin üç yüz elli seneden beri her asırda üç yüz elli milyon mensupları bulunan ve kâinatın medar-ı iftiharı olan Hazret-i Muhammed aleyhissalâtü vesselâmın kurduğu muazzam ve nurani ve bütün insanlık için ebedî saadet ve selâmeti müjdeleyen kudsî ve İlahî İslâmiyet cemiyetine mensubum. Elhamdülillah onun evamir-i kudsiyesine de bütün kuvvetimle itaat etmeye azmetmişim.
Risale-i Nur'un Ehemmiyetli Bir Esası Olan TESETTÜR ŞİARI
Risale-i Nur'un Ehemmiyetli Bir Esası Olan
TESETTÜR ŞİARI
Kur'anın şebabetidir. Her asırda taze nâzil oluyor gibi tazeliğini, gençliğini muhafaza ediyor. Evet Kur'an, bir hutbe-i ezeliye olarak umum asırlardaki umum tabakat-ı beşeriyeye birden hitab ettiği için öyle daimî bir şebabeti bulunmak lâzımdır. Hem de, öyle görülmüş ve görünüyor. Hattâ efkârca muhtelif ve istidadça mütebayin asırlardan her asra göre güya o asra mahsus gibi bakar, baktırır ve ders verir. Beşerin âsâr ve kanunları, beşer gibi ihtiyar oluyor, değişiyor, tebdil ediliyor. Fakat Kur'anın hükümleri ve kanunları, o kadar sabit ve râsihtir ki, asırlar geçtikçe daha ziyade kuvvetini gösteriyor. Evet, en ziyade kendine güvenen ve Kur'anın sözlerine karşı kulağını kapayan şu asr-ı hazır ve şu asrın ehl-i kitab insanları Kur'anınﻳَٓﺎ ﺍَﻫْﻞَ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ ﻳَٓﺎ ﺍَﻫْﻞَ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ
hitab-ı mürşidanesine o kadar muhtaçtır ki, güya o hitab doğrudan doğruya şu asra müteveccihtir ve
Masum Kalblerin Yardımına Koşmak
Masum Kalblerin Yardımına Koşmak
Teessür ve ızdırab karşısında kalbden bir parça kopsa idi, bir genç dinsiz olmuş haberi karşısında o kalbin atom zerratı adedince paramparça olması lâzım gelir.İşte sizin vereceğiniz beraet kararı; İslâm gençliğinin, İslâm dünyasının bu dehşetli âfetten tesirli bir şekilde kurtulmasına sebeb olacaktır. Ve beni Bedîüzzaman ve onun eserlerine kopmaz bir bağla bağlayan saikten biri de budur.
Gerçek Saadet: Rabb-i Rahîm’e Teslimiyetin Hikmeti
Herkesin Bütün Saadetleri, Bir Rabb-i Rahîm'e Olan Teslimiyete Bağlıdır
Ben o gurbetler ve hastalıklar ve mazlumiyetlerin tazyikiyle dünyadan alâkamı kesilmiş bularak, ebedî bir dünyada ve bâki bir memlekette daimî bir saadete namzed olduğumu iman telkin ettiği hengâmda "of! of!"tan vazgeçtim, "oh! oh!" dedim.
Hutbe-i Şamiye | Bediüzzaman'ın Cami-i Emevî’de Okuduğu Hutbe
HUTBE-İ ŞAMİYE
Risale-i Nur Külliyatı’ndanHUTBE-İ ŞAMİYE
Müellifi
Bedîüzzaman Said Nursî
Bu Hutbe-i Şamiye eseri, Üstad Bedîüzzaman Said Nursî Hazretlerinin otuz beş yaşında iken Şam’da, Şam ulemasının ısrarı üzerine Cami-i Emevî’de îrad ettiği bir hutbedir. Çok büyük bir ehemmiyeti haiz olması hasebiyle o zaman Şam’da bir hafta içinde iki defa tabedilmiştir. Bilâhare müellif Bedîüzzaman Said Nursî tarafından tercümesi neşredilmiştir.
Zât-ı Ehad'i Mülahaza
Otuzuncu Söz
Tecelli-i Ehadiyet
Zât-ı Ehad'i Mülahaza
Şimdi hayatının sırr-ı hakikatı şudur ki: Tecelli-i Ehadiyete, cilve-i Samediyete âyineliktir.
Yani bütün âleme tecelli eden esmanın nokta-i mihrakıyesi hükmünde bir
câmiiyetle Zât-ı Ehad-i Samed'e âyineliktir.
Sözler - 129
Hayatın Başına Gelen HERŞEY Hasendir
Hayatın Başına Gelen HERŞEY Hasendir
Eğer desen: "Birinci Mebhas'ta isbat ettin ki: Kaderin herşeyi güzeldir, hayırdır. Ondan gelen şer de hayırdır, çirkinlik de güzeldir. Halbuki şu dâr-ı dünyadaki musibetler, beliyyeler, o hükmü cerhediyor."
Elcevab:
Ey şiddet-i şefkatten şedid bir elemi hisseden nefsim ve arkadaşım! Vücud, hayr-ı mahz; adem, şerr-i mahz olduğuna; bütün mehasin ve kemalâtın vücuda rücuu ve bütün maasi ve mesaib ve nekaisin esası adem olduğu, delildir. Madem adem şerr-i mahzdır. Ademe müncer olan veya ademi işmam eden hâlât dahi şerri tazammun eder. Onun için, vücudun en parlak nuru olan hayat, ahval-i muhtelife içinde yuvarlanıp kuvvet buluyor.
Yaradan ALLAH'tır | Deizm-2
Deizm-2 (YARATAN ALLAH'TIR)
(Allah kainatı bir fabrika olarak yaratıp, hâşâ bırakmamıştır)
Esbaba tapanların ve tabiatperestlerin cehaletlerine bu misal ile bak. Meselâ: "Bir zât hârika bir fabrikanın veya acib bir saatin veya muhteşem bir sarayın veya mükemmel bir kitabın gayet muntazam bir surette eczalarını, çarklarını fevkalâde san'atıyla hazır ettikten sonra, kendisi kolayca o eczaları terkib edip işletmeyerek, belki çok uzun masraflarla o eczaları kendi kendine işlemek ve o usta yerine fabrikayı, sarayı, saati yapmak, kitabı yazmak için herbir cüz'ü, herbir çarkı, hattâ kâğıdı, kalemi birer hârika makine hükmüne getiriyor. Ve teşhirini çok istediği bütün hünerlerini, kemalâtını izhara vesile olan o üstadlığını ve san'atını onlara havale ediyor." diye zannetmek, ne derece akıldan uzak ve cehalet olduğunu anlarsın!
Ahlâkta ve Hayatta Zulmetli Bir Anarşilik ve Zulümlü Bir Dinsizlik
Ahlâkta ve Hayatta Zulmetli Bir Anarşilik ve Zulümlü Bir Dinsizlik
ALTINCI MES'ELE:
Rivayette var ki: "Fitne-i âhirzaman o kadar dehşetlidir ki, kimse nefsine hâkim olmaz." Bunun için, binüçyüz sene zarfında emr-i Peygamberîyle bütün ümmet o fitneden istiaze etmiş, azab-ı kabirden sonraﻣِﻦْ ﻓِﺘْﻨَﺔِ ﺍﻟﺪَّﺟَّﺎﻝِ ﻭَ ﻣِﻦْ ﻓِﺘْﻨَﺔِ
ﺍٰﺧِﺮِ ﺍﻟﺰَّﻣَﺎﻥِ
vird-i ümmet olmuş.
Allahu
a'lem bissavab, bunun bir tevili şudur ki: O fitneler nefisleri kendilerine
çeker, meftun eder.
İnsanlar ihtiyarlarıyla, belki zevkle irtikâb ederler.
O Seni Senden Daha Ziyade Düşünür
O Seni Senden Daha Ziyade Düşünür
ﺍَﺣْﺴَﻦَ ﻛُﻞَّ ﺷَﻲْﺀٍ ﺧَﻠَﻘَﻪُ
âyetinin bir sırrını
izah eder. Şöyle ki:
Herşeyde,
hattâ en çirkin görünen şeylerde, hakikî bir hüsün ciheti vardır.
Evet
kâinattaki herşey, her hâdise ya bizzât güzeldir, ona hüsn-ü bizzât denilir.
Veya
neticeleri cihetiyle güzeldir ki, ona hüsn-ü bilgayr denilir.
Bir kısım hâdiseler var ki, zahirî çirkin, müşevveştir. Fakat o zahirî perde altında gayet parlak güzellikler ve intizamlar var.
Dine Tecavüz Edenlere Bir Ders | Video
Vahdaniyetin İkinci Muktezîsi (2. Şua)
Eşyanın icadı, ya ademden olur ya terkip suretinde sair anâsırdan ve mevcudattan toplanır. Eğer bir tek zata verilse o vakit her halde o zatın her şeye muhit bir ilmi ve her şeye müstevli bir kudreti bulunacak. Ve bu surette onun ilminde suretleri ve vücud-u ilmîleri bulunan eşyaya vücud-u haricî vermek ve zahir bir ademden çıkarmak ise bir kibrit çakar gibi veya göze görünmeyen bir yazı ile yazılan bir hattı göze göstermek için, gösterici bir maddeyi üstüne geçirmek ve sürmek gibi veya fotoğrafın âyinesindeki sureti kâğıt üstüne nakleden kolay ameliyat gibi gayet kolay bir surette Sâni’in ilminde planları ve programları ve manevî miktarları bulunan eşyayı, “Emr-i kün feyekûn” ile adem-i zahirîden vücud-u haricîye çıkarır.
.jpg)

















