gith

Mucizelerin Gizli Mesajı: Geleceğin Teknolojileri mi? 🚀

İşte Kur'an-ı Hakîm; enbiyaları, insanın cemaatlerine terakkiyat-ı maneviye cihetinde birer pişdar ve imam gönderdiği gibi; yine insanların terakkiyat-ı maddiye suretinde dahi o enbiyanın herbirisinin eline bazı hârikalar verip yine o insanlara birer ustabaşı ve üstad etmiştir. Sözler

Bu cümle, Risale-i Nur’un peygamberlik anlayışını hem manevî hem maddî terakki açısından çok derin ve dengeli bir şekilde özetleyen temel pasajlardan biridir. Adım adım, Risale-i Nur ekseninde açalım:

Haşrin iki rüknü: Muktezî var, Fâil muktedirdir

"Fâil, muktedirdir. Evet nasıl haşrin muktezîsi, şübhesiz mevcuddur. Haşri yapacak zât da nihayet derecede muktedirdir. Onun kudretinde noksan yoktur. En büyük ve en küçük şeyler, ona nisbeten birdirler. Bir baharı halk etmek, bir çiçek kadar kolaydır." -Sözler, 29. Söz, 2. Maksad, 3. Esas-

Bu cümleyi açıklar mısınız?

Aziz kardeşim,

Bu parça, bilhassa haşr-i cismanînin aklen ve kudreten mümkün ve kolay olduğunu ispat eden çok mühim bir esastır. Üstad Bediüzzaman Said Nursî burada haşri, sadece naklî değil; kudret-i İlâhiyenin mahiyetine dayanarak aklî bir surette temellendiriyor.

Meseleyi Risale-i Nur ekseninde hulâsa ve izah edelim:

Kandil ve Arefe Gecesi Duaları: Risale-i Nur’dan İktibaslar ve Münacatlar

Mübarek Arefe ve Kandil
gecelerinin manevi feyzinden istifade etmek amacıyla hazırlanmış, içeriği Kur’an-ı Kerim ayetleri, Esma-i Hüsna ve Risale-i Nur’dan iktibas edilen derin manalı duaları seslendirdik.

Bu dualar ile Rabbimizden şunları niyaz ediyoruz:

İhlas ve Sadakat: Hizmet-i imaniyede azami ihlas, sadakat, tesanüd ve uhuvvet ile istihdam olunmak.

Manevi Tekamül: Nefsin ve şeytanın şerrinden muhafaza olup, "Aksal-gayat"a ulaşmış, ahsen-i takvimde bir kul ve nur talebesi olarak huzuruna varmak.

İlim ve Marifet: Risale-i Nur’u hakkıyla anlamak, yaşamak ve iman hakikatlerinin kuvvetlenmesine vesile olmak.

Güzel Ahlak: "Tahallaku bi ahlakillah" sırrına mazhar olarak, her türlü kötü huydan arınıp güzel ahlak ile bezenmek.

Manevi Mirac: Kendi mirac-ı ekberimizi yaşamak ve Allah’ın rızası dairesinde bir ömür sürmek.

Namaz Sadece Bir İbadet mi, Yoksa Kâinatın Özeti mi? ✨ | 11. Söz'ün Sırrı | Abdullah Yeğin

İnsan Bir "Anahtar Külçesi" mi?

Ey kardeş!
Eğer hikmet-i âlemin tılsımını ve hilkat-i insanın muammasını ve hakikat-ı salâtın rumuzunu bir parça fehmetmek istersen, nefsimle beraber şu temsilî hikâyeciğe bak: Bir zaman bir sultan varmış; servetçe onun pek çok hazineleri vardı. Hem o hazinelerde her çeşit cevahir, elmas ve zümrüt bulunuyormuş. Hem gizli pek acaib defineleri varmış. Hem kemalâtça sanayi-i garibede pek çok mehareti varmış. Hem hesabsız fünun-u acibeye marifeti, ihatası varmış. Hem, nihayetsiz ulûm-u bediaya ilim ve ıttılaı varmış. Her cemal ve kemal sahibi, kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek istemesi sırrınca; o sultan-ı zîşan dahi istedi ki, bir meşher açsın, içinde sergiler dizsin; tâ nâsın enzarında saltanatının haşmetini, hem servetinin şaşaasını, hem kendi san'atının hârikalarını, hem kendi marifetinin garibelerini izhar edip göstersin.

Risale-i Nur’dan En Güzel 100 Vecize | Bölüm 1 (Ruhunuzu Dinlendirin) ✨

"Bismillah her hayrın başıdır" diyerek başladığımız bu seride, Bediüzzaman Said Nursi’nin kaleme aldığı Risale-i Nur Külliyatı'ndan süzülen ve ruhumuza şifa olan 100 muazzam vecizeyi bir araya getirdik.

Bu videoda;

Risale-i Nur talebeleri, Risale-i Nur'un Dairesi Haricinde Nur Aramamalı

Risale-i Nur talebeleri, Risale-i Nur'un dairesi haricinde nur aramamalı ve aramaz.

Eğer ararsa, Risale-i Nur'un penceresinden ışık veren manevî güneşe bedel, bir lâmbayı bulur, belki güneşi kaybeder.

Engindere Medresesi | Şiir

Engindere Medresesinde 1985 senesi Ali Uçar ağabey ile okuma programında Hafız Hamid Ergün ağabeyin gönül hanesine nazil özel bir nazm-ı maanî.

Engindere Medresesi

Etrafı hep çay tepesi

Yükseliyor ezan sesi

Beş katlı nur medresesi

Duruyor enginderede


Nurcuların özvatanı

Gelmek için atar canı

Türkiye’nin dört bir yanı

Toplanmış enginderede

Mustafa Sungur’un Müdafaasıdır | Afyon Ağır Ceza Mahkemesine

Mustafa Sungur’un Müdafaasıdır

Afyon Ağır Ceza Mahkemesine,

İddia makamı, benim de Nurcular cemiyetine dâhil olup halkı hükûmet aleyhine teşvik ettiğim iddiasıyla cezalandırılmamı istiyor.

Evvela: Nurcular cemiyeti diye bir cemiyet yoktur. Ve ben böyle bir cemiyete mensup değilim. Ben, bin üç yüz elli seneden beri her asırda üç yüz elli milyon mensupları bulunan ve kâinatın medar-ı iftiharı olan Hazret-i Muhammed aleyhissalâtü vesselâmın kurduğu muazzam ve nurani ve bütün insanlık için ebedî saadet ve selâmeti müjdeleyen kudsî ve İlahî İslâmiyet cemiyetine mensubum. Elhamdülillah onun evamir-i kudsiyesine de bütün kuvvetimle itaat etmeye azmetmişim.

Bayram Yüksel, Said Nursi'nin Özel Hayatını Anlatıyor


Bayram Yüksel
, aynı otomobilde bulunan Ali Uçar ve Mehmed Çiçek 19 Kasım 1997 tarihinde Almanya dönüş yolunda iken, Bulgaristan’da geçirdikleri kaza sonucunda vefat etmişlerdi.

Üç nur şehidine Cenab-ı Hak'tan rahmet dilerken ruhlarına Fatihalarımızı da gönderiyoruz.

Risale-i Nur'un Ehemmiyetli Bir Esası Olan TESETTÜR ŞİARI

Risale-i Nur'un Ehemmiyetli Bir Esası Olan

TESETTÜR ŞİARI

Kur'anın şebabetidir. Her asırda taze nâzil oluyor gibi tazeliğini, gençliğini muhafaza ediyor. Evet Kur'an, bir hutbe-i ezeliye olarak umum asırlardaki umum tabakat-ı beşeriyeye birden hitab ettiği için öyle daimî bir şebabeti bulunmak lâzımdır. Hem de, öyle görülmüş ve görünüyor. Hattâ efkârca muhtelif ve istidadça mütebayin asırlardan her asra göre güya o asra mahsus gibi bakar, baktırır ve ders verir. Beşerin âsâr ve kanunları, beşer gibi ihtiyar oluyor, değişiyor, tebdil ediliyor. Fakat Kur'anın hükümleri ve kanunları, o kadar sabit ve râsihtir ki, asırlar geçtikçe daha ziyade kuvvetini gösteriyor. Evet, en ziyade kendine güvenen ve Kur'anın sözlerine karşı kulağını kapayan şu asr-ı hazır ve şu asrın ehl-i kitab insanları Kur'anın
ﻳَٓﺎ ﺍَﻫْﻞَ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ ﻳَٓﺎ ﺍَﻫْﻞَ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ
hitab-ı mürşidanesine o kadar muhtaçtır ki, güya o hitab doğrudan doğruya şu asra müteveccihtir ve 

"Ümmetin Ölümünde Hayat Çağrısı El-Hutbetuş Şamiyeh" Suriye Sempozyumu Notları-2008

Aziz, Sıddık Ağabey ve Kardeşlerimiz,

 Evvela binler selam eder, hizmet-i imaniye ve Kuraniye'de muvaffakiyetler dileriz.

3 Şubat 2008 tarihinde Suriyenin başkenti Şam'da "Ümmetin ölümünde hayat çağrısı El-Hutbetuş Şamiyeh" adlı bir sempozyum düzenlendi. Suriyede ilk defa Bediüzzaman Said Nursi ve eserleri hakkında tertip edilen bir sempozyum olmak hasebiyle çok kıymet arzediyordu. Zira bu sempozyumla eğer Risale-i Nurlar oranın halkına ve ulemasına takdim edilir; Ve bu da hüsn-ü kabule mazhar olursa bu Risale-i Nurların Suriye'de yerleşmesi anlamına gelecekti. Bu sempozyumu tertip eden Dr Mahirül Hindi 3 ay evvel İstanbulda yapılan adalet sempozyumuna iştirak etmiş ve ondan aldığı ilhamla bizimde Suriye kamuoyuna mutlaka Risale-i Nurları tanıtmamız lazım diyerek işe başlamıştı. Esasen küçük bir toplantı veya bir panel fikriyle hareket eden Mahirül Hindi ve arkadaşları neticesinde böyle bir sempozyumun vücuda geleceğini hayal bile edememişlerdi. İlk olarak Şam  mebusu Galip Uneys'e Mektubatı takdim etmiş ve böyle bir toplantıyı haber vermişlerdi. Bu zat Mektubatın daha yarısını okumadan içinde öyle bir şevk ve gayret hissi uyanmış ki daha sonra bütün sempozyumu sahiplenecek ve her türlü desteği verecekti.

Çalışkanlar Hanedanından SADIK ÇALIŞKAN Ağabeyden Hatıralar

ÇALIŞKAN HANEDANINDAN SADIK ÇALIŞKAN

Sadık Çalışkan, 1941 yılında Emirdağ’da doğmuştur. Çalışkan Hanedanının en küçük fertlerinden biridir. Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin sırdaşı Mehmed Çalışkan Ağabeyin oğlu, Ceylan Ağabeyin küçük kardeşidir.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri 31 Temmuz 1944 te Denizli’den Afyon’a getirilir. Burada yirmi gün kalır. Ağustos Ayı sonlarında akşama yakın Şaban Ayında Emirdağ’a getirilir. Burada bir otele yerleştirilir. Üstad Hazretleri, 1950 yılına kadar Emirdağ’da devamlı kalır.

Gerçek Saadet: Rabb-i Rahîm’e Teslimiyetin Hikmeti

Herkesin Bütün Saadetleri, Bir Rabb-i Rahîm'e Olan Teslimiyete Bağlıdır

Ben o gurbetler ve hastalıklar ve mazlumiyetlerin tazyikiyle dünyadan alâkamı kesilmiş bularak, ebedî bir dünyada ve bâki bir memlekette daimî bir saadete namzed olduğumu iman telkin ettiği hengâmda "of! of!"tan vazgeçtim, "oh! oh!" dedim.

Tılsım-ı kâinatı keşfeden, Kur’an-ı Hakîm’in Mühim Bir Tılsımını Halleden Otuzuncu Söz

ENE BAHSİ İLE ALAKALI MEVZULAR
 DERS

Tılsım-ı kâinatı keşfeden, Kur’an-ı Hakîm’in mühim bir tılsımını halleden

Otuzuncu Söz

“Ene” ve “zerre”den ibaret bir “elif” bir “nokta”dır.

Şu Söz iki maksaddır. Birinci Maksad, “Ene”nin mahiyet ve neticesinden; İkinci Maksad, “zerre”nin hareket ve vazifesinden bahseder.

Hulusi Bey: Zerre kalsın, şimdi Ene’nin mahiyet ve neticesinden bahseden şeyi bunun üzerinde duruyoruz. Ene’nin mahiyeti ve neticesinden.

Şam'da Yapılan Hutbe-i Şamiye Sempozyumu (2008) | Video

Şam'da Yapılan Hutbe-i Şamiye Sempozyumu (2008)

Hutbe-i Şamiye Sempozyumu


Bediüzzaman Said Nursi

Abdullah Yeğin Hutbe-i Şamiye Sempozyumu Sunumu | Şam | 2008

Hutbe-i Şamiye | Bediüzzaman'ın Cami-i Emevî’de Okuduğu Hutbe

HUTBE-İ ŞAMİYE

Risale-i Nur Külliyatı’ndan
HUTBE-İ ŞAMİYE

Müellifi

Bedîüzzaman Said Nursî


Bu Hutbe-i Şamiye eseri, Üstad Bedîüzzaman Said Nursî Hazretlerinin otuz beş yaşında iken Şam’da, Şam ulemasının ısrarı üzerine Cami-i Emevî’de îrad ettiği bir hutbedir. Çok büyük bir ehemmiyeti haiz olması hasebiyle o zaman Şam’da bir hafta içinde iki defa tabedilmiştir. Bilâhare müellif Bedîüzzaman Said Nursî tarafından tercümesi neşredilmiştir.

Son Şahitlerden Abdülnur Sezgin Anlatıyor

ALTAN ABDÜNNUR SEZGİN

Nüfus kaydındaki tam adı, “Altan Abdülnur Sezgin” olan Ağabeyimiz Mersin’in saff-ı evvelidir, bu şehrin ilk Nur talebesidir. Biz, Nur talebeleri arasında bilinen adıyla “Abdünnur” ismini kullanmayı tercih ettik. Mersin’e Risale-i Nur hizmetleri ilk defa onun eliyle girmiş ve gittikçe inkişaf eden iman / Kur’an hizmetleri bugünlere gelmiştir.

İstanbul Üniversitesi talebesi Abdünnur Sezgin, Hz. Üstad’ın 1960 yılının ilk gününde bir gün / bir geceliğine gittiği İstanbul’da o gün yaşananların önemli bir şahididir. O gün Piyer Loti Oteli’nde Hz. Üstad’ı ziyaret eden Abdünnur Ağabey, yaşadıklarını ve gördüklerini bizimle paylaştı. İlave sorularımızla ayrıntıları yakalamaya çalıştık. Şimdiden dikkatleri çekmek istediğim bazı hususlar var. Şöyle ki:

Hüsnü Bay­ram Ağa­be­yin An­lat­tı­ğı Ha­tı­ra­la­r

Hüsnü Bayram Ağabeyin Anlattığı Hatıralar

Hüsnü ve Yılmaz Bayram Ağabeyler, Safranbolu kahramanlarından Berber Hıfzı Bayram’ın oğullarıdır. Hüsnü Ağabey 1935 doğumludur. 1949’da, daha çocuk sayılabilecek yaşta, Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin hizmetine girmiştir. Vefatına kadar Said Nursi Hazretlerinin en yakınında bulunup, O’nun ders ve terbiyesinden geçen altı-yedi büyük Ağabeylerimizden birisi olmuştur. Aynı zamanda Üstad'ın şoförlüğünü de yapmıştır. Bediüzzaman’ın vasiyetlerinde vekil tayin ettiği en genç talebesidir. Risalelerde bu ağabeylerin adları müteaddit yerlerde geçmektedir. Vasiyetler bu metnin sonuna ilave edilmiştir.

Hüsnü ve kardeşi Yılmaz Ağabeylerin isimleri Emirdağ Lâhikasında şu şekilde geçmektedir:

Abdülhamid Efendi (Bediüzzaman'ın Naaşını Yıkayan Zat)

Abdülhamid Efendi (Bediüzzaman'ın naaşını yıkayan zat)

Abdülkadir BADILLI anlatıyor:

Hazret-i Üstad'ın mübarek cenazesini yıkamak şerefine nail olmuş olan Molla Abdülhamid Efendi, aslen Erzurumlu olup, Birinci Cihan Harbinde muhaceretle Urfa'ya gelmiş. İlk geldiğinde çok genç imiş. Memleketteki medrese tahsili yarıda kalmış. Urfa'ya geldikten sonra, Urfa'lı meşhur Buluntu Abdurrahman Hocadan tahsilini tamamlamıştır.

Dine Tecavüz Edenlere Bir Ders | Video

Mustafa Sungur

Vahdaniyetin İkinci Muktezîsi (2. Şua)

Eşyanın icadı, ya ademden olur ya terkip suretinde sair anâsırdan ve mevcudattan toplanır. Eğer bir tek zata verilse o vakit her halde o zatın her şeye muhit bir ilmi ve her şeye müstevli bir kudreti bulunacak. Ve bu surette onun ilminde suretleri ve vücud-u ilmîleri bulunan eşyaya vücud-u haricî vermek ve zahir bir ademden çıkarmak ise bir kibrit çakar gibi veya göze görünmeyen bir yazı ile yazılan bir hattı göze göstermek için, gösterici bir maddeyi üstüne geçirmek ve sürmek gibi veya fotoğrafın âyinesindeki sureti kâğıt üstüne nakleden kolay ameliyat gibi gayet kolay bir surette Sâni’in ilminde planları ve programları ve manevî miktarları bulunan eşyayı, “Emr-i kün feyekûn” ile adem-i zahirîden vücud-u haricîye çıkarır.

Copyright © 2025 SaidNur.net | Gizlilik | Tüm Hakları Saklıdır.

SaidNur.apk Uygulaması YÜKLE