Bediüzzaman Said Nursi Vefatında Tereke Hakimliğinin Tespit Ettiği Eşyalar Listesi

"Urfa: 23 Mart 1960
Hakim: Özdemir Türker
Katip: İbrahim Dedeşah

Tereke hakimliğinin müteveffa Said Nursi'nin odasında tespit ettiği eşyaların listesi:

Bediüzzaman; Cumhuriyet Bayramı



Üçüncü Mes'ele

Gençlik Rehberi'nde izahı bulunan ibretli bir hâdisenin hülâsası şudur:
Bir zaman, Eskişehir hapishanesinin penceresinde bir cumhuriyet bayramında oturmuştum. Karşısındaki lise mektebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raksediyorlardı. Birden manevî bir sinema ile elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü. Ve gördüm ki:

Bediüzzaman’dan Kürt Halkına Mektub

Kürtlerin aydınlatılabilmesi ve bünyelerindeki bazı hastalıkların tedavisi ile ilgili şüphesiz Bediüzzaman hazretleri çokça çalışarak elde ettiği reçeteleri neşretmek suretiyle; bu Değerli ama sahipsiz kavme olan vefa borcunu hakkıyla eda eden nadir şahsiyetlerdendir.

Bu necip milletimize yaptığı sayısız fiili çalışma ve kitabi neşir hizmetlerinden bir tanesini, 1908 yılında Kürtçe olarak kaleme aldığı ve Kürt Teavün ve Terakki Gazetesinde yayınlanan makaleyi Kürtçe/Türkçe istifadelerinize sunuyoruz.

Said Nursi Ramazanı Nasıl Değerlendirirdi

1954 yılında Bediüzzaman Hazretleri’nin yanına giden ve O’na talebe olma şerefine erişen Mustafa Sungur ağabey, Üstad Hazretleri’nin Ramazan’ını anlatırken şu ifadeleri kullanıyor:
"Üstadımız Ramazan ayında uyumazdı. Bütün bir gece hiç durup aralık vermeden, Kur’an, Cevşen, Risale-i Nur, Hizbu’l-Envar, Hakaiku’l-Nuriye okurdu. Geceleri arada bir 15-20 dakika gibi kısa dalmalar dışında hiç uyumazdı."

Mehmet Fırıncı ağabey bir Ramazan ayında Üstad Hazretleri’nin özellikle geceleri hiç uyumadığını, onun bu mübarek aya has bir usulünün olduğunu belirterek söz konusu usulünü şöyle izah ediyor:

Nurcuların Nazarını, Siyasete ve Dünyaya Çevirmek Hatadır

... Şimdiye kadar çok tecrübelerle Risale-i Nur'un serbest intişarıyla BELALARIN REF'İ ve ona ilişmek ve susturulmakla belaların gelmesi sabit olmuş. Hattâ mahkemede isbat edilmiş. Anlaşılıyor ki; bu bahar fırtınasında iki haricî, iki dâhilî dört cereyan, herbiri bir maksada göre ve Nurcuların şevkine ve sa'ylerine ilişmek ve yüzlerini dünyaya ve SİYASETE ÇEVİRMEK İSTEMELERİNDEN KURAKLIK BAŞLADI, inşâallah yakında ref' olur.
(Emirdağ Lâhikası -1)


Umum Nur Talebelerine Üstad Bedîüzzaman'ın vefatından önce vermiş olduğu en son derstir.

Siyasî ve İçtimaî Mücadelelere Girmemek ve Takip Etmemek

Siyasî ve İçtimaî Mücadelelere Girmemek ve Merak ile Takip Etmemek ve Taraftarlıkla Zulümlerine Şerik Olmamak


Aziz sıddık kardeşim!
Şiddetli bir ihtar ile bildim ki, sen ve Ahmed Feyzi NUR'UN MESLEĞİ olan MÜBAREZE ETMEMEK ve ehl-i dünya ile uğraşmamak ve SİYASETE GİRMEMEK ve yalnız lüzum-u kat'î olduğu zaman kısaca müdafaa etmek haricinde, pek ziyade ve zararlı mübarezekârane ve siyasetvari mahkemedeki okuduğunuz parçalar Nurlara çok zarar vermiş. Hattâ bizim cezamıza ve benim sıkıntılarıma sebebiyet vermiş. Ben senden ve Ahmed Feyzi'den gücenmem. Fakat bana evvelce göstermek lâzımdı. Maddî kaza-yı İlahî olarak o vaziyet size verilmiş. Onun tamiri için benim tarzımda davranmak lâzımdır. Feyzi dahi bütün kuvvetiyle siyasî müdafaatı bırakıp, Nurlarla ve Tahirî gibi, yeni talebelerle meşgul olmak elzemdir.
(Şualar - Ondördüncü Şua/Kısa Mektublar)

Dinsizliğin Manevi Tahribatına Karşı, Yalnız Siyasî Müdahalelerin Çare Olmadığı ve Manevi Islahatın Lüzumu

Siyesetle Dine Hizmet Etmek, Müşkilatlı ve Hatarlı Olup, Kalplerin İman ile Islah Edilmesi Lazım


... Denilmiş: "Ne için siyasetten çekildin? Hiç yanaşmıyorsun?"

Elcevab: Dokuz-on sene evveldeki ESKİ SAİD, BİR MİKDAR SİYASETE GİRDİ. Belki SİYASET VASITASIYLA DİNE ve İLME HİZMET EDECEĞİM DİYE BEYHUDE YORULDU.. ve gördü ki; o yol meşkuk ve müşkilâtlı ve bana nisbeten fuzuliyane, hem en lüzumlu HİZMETE MANİ ve HATARLI BİR YOLDUR. Çoğu yalancılık ve bilmeyerek ecnebi parmağına âlet olmak ihtimali var. Hem siyasete giren, ya muvafık olur veya muhalif olur. Eğer muvafık olsa; madem memur ve meb'us değilim, o halde SİYASETÇİLİK BANA FUZULİ ve MALAYANİ BİR ŞEYDİR. Bana ihtiyaç yok ki, beyhude karışayım. Eğer muhalif siyasete girsem, ya fikirle veya kuvvetle karışacağım. Eğer FİKİRLE OLSA, BANA İHTİYAÇ YOK. Çünki mesail tavazzuh etmiş, herkes benim gibi bilir. Beyhude çene çalmak manasızdır.

Gizli Din Düşmanlarının, Tahrik Ederek Hadise Çıkarmakla Asayişi Bozmak Plânı

Bu defaki tecavüz -çendan- zahiren küçük imiş ve küçültülmek isteniliyor; fakat vicdansız bir muallimin teşvikiyle ve iştirakiyle o memurun verdiği emir; câmi' içinde, namazın tesbihatında iken, "O misafirleri getiriniz!" diye jandarmalara emretmiş. Maksad da beni kızdırmak. Eski Said damarıyla bu fevkalkanun, sırf keyfî muameleye karşı kovmak ile mukabele etmekti. Halbuki o bedbaht bilmedi ki; Said'in lisanında Kur'anın tezgâhından gelen bir elmas kılınç varken, elindeki kırık odun parçasıyla müdafaa etmez; belki o kılıncı böyle istimal edecektir. Fakat jandarmaların akılları başlarında olduğu için, hiçbir devlet, hiçbir hükûmet namazda, câmi'de, vazife-i diniye bitmeden ilişmediği için, namaz ve tesbihatın hitamına kadar beklediler. Memur bundan kızmış; "Jandarmalar beni dinlemiyorlar." diye kırbekçisini arkasından göndermiş.

Said Nursi'den Seçim Öncesi Bir İhtar

Demokratlara büyük bir hakikatı ihtar

Şimdi Kur'an, İslâmiyet ve bu vatan zararına üç cereyan var:

Birincisi:
Komünist, dinsizlik cereyanı. Bu cereyan yüzde otuz-kırk adama zarar verebilir.

İkincisi:
Eskiden beri müstemlekâtların, Türklerle alâkalarını kesmek için, Türkiye dairesinde dinsizliği neşretmek için; ifsad komitesi namında bir komite. Bu da yüzde on-yirmi adamı bozabilir.

Üçüncüsü:

Rüştü Tafral Ağabeyin Üstada Yazdığı Mektup

Çok aziz müşfik Üstadım Hazretleri !

Evvelen Şuhuru-u Selase; Leyle-i Kadir ve bayramlarınızı ruh-u canımla tebrik eder eşrat-ı makbuleye mazhar dualarınıza amin der Zülfikar-ı maneviyeyi kullanan ellerinizden hurmetle öperim. Arz ediyorum.

Kur'an-ı Hakim'in ayinedarlığında bulunup o envar-ı muazzamadan alem-i insaniyete aksettirdiğiniz nur ehl-i iman için muzmer hakaik-ı kevniyenin vuzuhan görülmesine ziya ve hakaik-ı gaybiyenin bakiyane müşahedesine dürbün; insanlık mertebelerinin a'la-yı iliyyin derecelerine sür'atle nurdan bir zat buyuruyor ve bid'alar zulumatı içinde ve istilası anında cadde-i Kur'aniyeyi gösteren ve güneş altında birer projektör olmuştur. Ve tadadla bitmez.

Siyasi Çalışmalarla Manevi Hizmetlerin Tefriki

Vazifelerin tefrik ve taksimi. Yani: Manevi hizmetlerle siyasî çalışmaların birbirine karıştırılmaması ve Âl-i Beytin ve onun devamı olarak îman hizmetinde bulunanların vazife-i asliyeleri, mânevî hizmetler olduğuna dairdir.


.. Hizmet-i Kur'an, beni hayat-ı içtimaiye-i siyasiye-i beşeriyeyi düşünmekten men'ediyor. Şöyle ki:

Hayat-ı beşeriye bir yolculuktur. Şu zamanda, Kur'anın nuruyla gördüm ki, o yol bir bataklığa girdi. Mülevves ve ufûnetli bir çamur içinde kafile-i beşer düşe kalka gidiyor. Bir kısmı, selâmetli bir yolda gider. Bir kısmı, mümkün olduğu kadar çamurdan, bataklıktan kurtulmak için bazı vasıtaları bulmuş. Bir kısm-ı ekseri o ufûnetli, pis, çamurlu bataklık içinde karanlıkta gidiyor. Yüzde yirmisi sarhoşluk sebebiyle, o pis çamuru misk ü anber zannederek yüzüne gözüne bulaştırıyor.. düşerek kalkarak gider, tâ boğulur. Yüzde sekseni ise, bataklığı anlar, ufûnetli, pis olduğunu hisseder.. fakat mütehayyirdirler, selâmetli yolu göremiyorlar.

İşte bunlara karşı iki çare var:

Said Nursî’nin ve Nur Talebelerinin Siyasi Görüşü

Nurcuların siyasi ve dünyevi bir cemiyet teşkil etmedikleri gibi böyle cereyanlarla da alakadar değildirler ve olamazlar.

Aziz, sıddık, sebatkâr, muhlis kardeşlerim!
Hem maddî hem manevî, hem nefsim hem benimle temas edenler gayet ehemmiyetli benden sual ediyorlar ki: "Neden herkese muhalif olarak -hiç kimsenin yapmadığı gibi- SANA YARDIM EDECEK ÇOK EHEMMİYETLİ KUVVETLERE BAKMIYORSUN? İstiğna gösteriyorsun? Ve herkes müştak ve talib olduğu ve Risale-i Nur'un intişarına, fütuhatına çok hizmet edeceğine o Risale-i Nur şakirdlerinin hasları müttefik oldukları ve senden kabul ettikleri büyük makamları kabul etmiyorsun? Şiddetle çekiniyorsun?

Said Efendi’nin Cenâzesini Urfa’dan Nakledeceğiz


Said Nursî’nin naaşının nakli

27 Mayıs inkılâbı ile Demokrat Parti hükûmeti devrilerek milletvekilleri ve yöneticileri Yassıada’ya doldurulur.

“Millî Birlik Komitesi” idaresi altında, Reisicumhur Cemal Gürsel, Alparslan Türkeş Başbakanlık Müsteşarı, M. İhsan Kızılordu ise İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturur.

Ve Bediüzzaman’ın vefatından 3 ay 18 gün sonra 11 Temmuz 1960 Pazartesi günü dönemin Urfa Valisi Necdet Yalçın ile Doğu Bölgesi Kolordu Kumandanı askerî bir uçakla Konya’ya giderler. Konya İmam Hatip Okulunda meslek dersleri öğretmenliği yapmakta olan Said Nursî’nin kardeşi Abdülmecid Ünlükul bir memurla vilâyete çağrılır.

Bediüzzaman-ı Kürdî'nin İlân-ı Hürriyetten Sonra Selânik'te Verdiği Nutku

Birinci tecrübe, birinci inşa', birinci nutuk olduğundan noksan ve iğlakı tabiîdir. Mâzur tutarsanız, teşekkür ederim. Tutmazsanız mâzursunuz. Zîra hürriyet var.

Kaplan postuna benzeyen elbisem gibi, üslûb-u beyanım da zamanın modasına muhaliftir. Zîra alâturka terzilik bilmiyorum, tâ bu maâniye iyi libas keseyim ve düğme yapayım.

Reca ediyorum, nutkumu hayalhanenize girmekten yasak etmeyiniz. Benim gibi hem hayalden kapı açın, tâ ki kalbe girsin. Zîrâ hamiyet ve diyanet ve gayretinizle iş var, müzakere edecekler. Kalbin karanlık köşelerinden ışık yakacaklar!..

Risale-i Nur Meşveret Heyetinin Seçim Açıklaması

Bediüzzaman Hazretlerinin talebelerinin ardından Risale-i Nur Meşveret cemaati de seçimlerle ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamada “Mevcut hükümetin devamının” desteklenmesi yer aldı.

Açıklama şöyle:

Nur Talebeleri, Gazete ve TV'lerde Nurlar Aleyhinde Yapılan İtiraz ve Hücümlara Nasıl Cevap Vermeli?

ÜSTAD'IN TALİMATIYLA 1959 ARALIK AYINDA AĞABEYLERİN NEŞRETTİĞİ MEKTUP BİZE ÖRNEK TEŞKİL ETMELİ VE MÜSBET HAREKET TERKEDİLMEMELİDİR.

Sene Aralık 1958. İnönü'nün Gazetesi Akis Mecmuası Aralık 1958 sayılarından birinde Bediüzzaman ve Nurlar aleyhinde 5 sayfalık hücum ve hakaret yazısı neşrediyor. Bediüzzaman ve talebeleri cevaplar veriyor. Ancak Kahraman Nur Talebesi Mehmed Kayalar'ın Akis Mecmuasına cevap olmak üzere kaleme aldığı sert üsluplu Manzume Üstad'ın hoşuna gidiyor; ama o zaman neşredilmesine müsbet hareket mesleğine uygun bulmuyor. Üstad'ın talimatıyla Ağabeylerin yazdığı mektup her zaman için Nur talebelerine dersler ihtiva ediyor:

Musa Yukarı Ağabey Vefat Etti

Üstad Bediüzzaman Said Nursi'nin Son Şahitlerinden Talebesi Musa Yukarı Ağabey cuma günü (08.05.2015) hakkın rahmetine kavuştu.

Cenaze namazı cumartesi günü (09.05.2015) Ayrancılar Yukarı Camii'nde kılındı. Ayrancılar mezarlığına defnedildi.

Allah Rahmet eylesin, mekanı cennette Resulullah (asm) komşu eylesin.

Said Nursi'nin Talebelerinden Seçim Açıklaması


بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ
اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّهِ وَ بَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا
Muhterem kardeşlerimiz!
Evvelen: Kıymettar şuhur-u selasenizi ve içindeki leyali-i mübarekelerinizi tebrik eder, umum Nurcular hakkında seksen sene bir ömr-ü makbul hükmüne geçmesini Cenab-ı Feyyaz-ı Mutlak’tan dua ve niyaz ederiz.

Sâniyen: Muazzez Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin Meyve Risalesinin Dördüncü Mes’elesi’nde ders verdiği üzere en ehemmiyetli hizmet-i imaniye ve Kur’aniyemizde ihlas ve ciddiyetle devam ederken geniş daireyle de alâkalı bir vazife ile zaman zaman karşı karşıya kalıyoruz.

1 Mayıs Emek Bayramı Üzerine Bediüzzaman Said Nursi'den Tavsiyeler

Bediüzzaman; kırlarda ve yollarda rastladığı memur ve işçilere her birisine münasib ders verir, namaz kılmalarının ehemmiyetini söyler ve o zaman dünyevî meşgalelerinin âhiret hesabına geçeceğini telkin ederdi.

Bilhâssa bu nevi dersi, "Din, terakkiye mani'dir" diyenlerin fikirlerinin ancak birer hezeyan olduğunu gösterir. Bilakis hem o insan için, hem vatan ve millet için iman nuruna mazhar olmak, maddî-manevî saadet ve terakkiyi temin eder.

Namazını kılıp istikametle hareket ettiği takdirde, dünyevî çalışma ve gayretinin âhiret hesabına geçip ebedî saadet ve nurları netice vermesi düşüncesi, ne kadar o vazifeyi iştiyakla severek yapmayı temin edeceği malûmdur.

Bismillahirrahmanirrahîm

Bismillahirrahmanirrahîm
Bir tek âyet iken yüz ondört defa tekerrür eden "Bismillahirrahmanirrahîm" cümlesi;

Arşı ferşle bağlayan ve kâinatı ışıklandıran ve her dakika herkes ona muhtaç olan öyle bir hakikattır ki, milyonlar defa tekrar edilse yine ihtiyaç var.

Değil yalnız ekmek gibi her gün, belki hava ve ziya gibi her dakika ona ihtiyaç ve iştiyak vardır.