Stresin Kaynağı İman Zayıflığından Başka Bir Şey Değildir!


“Az” konuşan fakat “öz” konuşan büyükler vardır.

Rahmetli bir Hoca Dayım vardı. Dini yaşayışta onun asla tavizi yoktu. İlimde ondan daha bilgiye sahip olanlar, namaz kılınacağı zaman her zaman onu imam çıkarırlardı. Rahmetli: her zaman bu sözü tekrarlardı: "Allaha inanıp, Onun gönderdiği Kur’anı Kerimin ahkâmına ve Sevgili Peygamberimizin tavsiyelerine uyanlar, ahirette kurtulacakları şöyle dursun, bu dünyada dahi kendilerine isabet eden bunalımlar (stresler) ve çok çeşit sıkıntılardan kurtulur."

Çünkü bir insan: Allah beni benden daha iyi bilir ve beni benden çok daha çok sever inancına sahip oldumu, onu dertler ve imanı zayıf olanın  sıkıntılarının %10’una düşer.

Bir seferinde şöyle demişti: “Bunalıma (Strese) girenin iman kuvvetinden şüphe ederim!”

Stres hastalıklarına düçar olanlarla görüştüğümüz zaman. Görüyoruz ki dini bağlılıkları zayıf olduğundan bu hastalıkların te’siri altına kalıyorlar. Çünkü. Dünya sıkıntılarından kurtulmak için, Allah c.c. Kur’anda çok yerde Sabri tavsiye ediyor.

Hatta Bakara Süresinin 153 Âyetinde meâlen: “Ey iman edenler sabır ve namazla Allahtan yardım isteyin! Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir.”

Görüyorsunuz ki burada Allah Sabri namazdan önce zikretmiş. Peygamberimiz a s.v. de üç Hadisi Şerifle: "İnsan için, sabır ne kadar kıymetli olduğunu bildiriyor."

1- Sabri olmayanın dini yoktur.
2- Sabır dinin yarısıdır.
3- Sabır problemleri çözer.

Evet yaşadığımız asrın en önemli derdi olan 'strese' ilaç olacak, insanı onda koruyacak sabırdır.

Bu fakir ara sıra derste: Risale-i Nurlardan alınan iman kuvveti, insanı rahatsız eden dünyadaki sıkıntılara bir ilaç bir merhem olduğunu anlamamız icap ettiğini kardeşlerle paylaşıyorum. Evet stres hastalığına yakalananların imanı zayıf olduğundan şüphe etmememiz lazım. Stres, halkın bildiği ve kullandığı anlamıyla, sıkıntıları kafaya takmak demektir. Sıkıntılar insanı mutsuz ediyor. Mutsuzluk insanı hasta ediyor.

İmanları zayıf olanlardan kimisi, hastalıklarla mücadele etmekten yorulup mutsuz, hasta oluyor. Kimisi ailesiyle problemler yaşamaktan bunalıyor.  Kimisi çocuklarının istediği istikamette olmadıklarından sıkıntısını yaşıyor. Kimisi maddi sıkıntılarla boğuşuyor. Kimisi çevresindekilerin kendisini anlamadığından dert yanıyor.  Kimisi bir sevdiğini toprağa verince hayata küsüyor.  Hayatta insanı strese sokan o kadar çok şey var ki, tahminden âciziz.

Ma’neviyatta ilerleyen birinin yaşı ilerleyince ahbapları ona: “Muhterem sen bu hanımla nasıl yaşayabildin demişler.” Oda: Kardeşler! "Benim bu güne kadar tahsilim nasıl müsaade edecek dahildeki hayatımı etrafa sızdırayım."

Problemini çözecek kadar  din terbiyesi alamayan, herkes kendisine dert edecek bir sıkıntı bulabilir.

SİZ BUNALIMLA-STRESLE KUVVETLİ  İMANIN ARASINDA BİR BAĞLANTI VAR MI DERSİNİZ?…

Sıkıntılarla dolu bir hayat denilince benim aklıma hep Peygamberler (Aleyhimüsselam) geliyor. Allah Peygamberlerin (A.S.) kıssalarını ayrıntılarıyla bize niçin aktarıyor dersiniz?  Okuyup, ibret almamız için değil mi?

Peygamberlerin (a.s.) hayatlarından yola çıkarak bazı sorular sormadan bir örnek ortaya sergileyeyim:
Ben yaşlı olduğum için Balkanlarda hizmete gittiğim zaman; hedefimiz gençler olduğundan, Üniversite talebelerinden hem erkeklerle, hem de kızlarla toplantı yapıyorum.

Kızlardan bana soruyorlar:
-Evlenen çiftlerden evde hangisi hakim olacak. Damat mı Gelin mi?
Cevabım: Rahat yaşamaları için, ne damat ne de gelin o evde hükmedemeyecek.
- Peki kim hükmedecek?
O gençlerin rahat yaşamaları için o evde: Allah c.c. ve Peygamberimizin Aleyhissalatu vesselamın tavsiyeleri-hükümleri hakim olacak ki o çiftlerin her iki hayatları cennet olsun.

Evet, Allahu âzimüşşan Kur’ani Kerimde bizlere ders olsun diye çok yerlerde Peygamberlerin a.s hayatlarından bahsediyor.

Hz. Eyyüb’ü a.s. hastalıkla imtihan eden Allah, bizi de aynı imtihana tabi tutma hakkına sahip değil mi?

Hastalığı kafaya takıp bunalıma giren insan “Allah’ım beni niçin hastalıkla imtihan ediyorsun ki?” demiş olmuyor mu?..

Hz. Nuh'u (a.s), oğluyla imtihan eden Allah, sizi evlatlarınızla imtihan edemez mi?

Hz. İbrahim'ı (a.s.) babasıyla imtihan eden Allah, öz babamızla imtihan edemez mi?

Hz. Lut'u (a.s.) eşiyle imtihan eden Allah’a, “Beni niçin eşimle imtihan ediyorsun ki?” deme hakkına sahip olduğumuzu mu düşünüyorsunuz?

Hz. Yusuf'u (a.s.) kardeşiyle imtihan eden Allah, belki bizi de kardeşlerimizle imtihan edecektir!

Bütün Peygamberlerin (a.s.) hayatları sıkıntı (imtihan) dolu olduğuna göre, bizim hayatımızda da bazı sıkıntıların olması hayatın bir parçası değil mi?

Anne veya babasını kaybedince bunalıma giren bir insan Allah’a “Benim annemi - babamı niye alıyorsun ki?” deme hakkına sahip olduğunu mu sanıyorsunuz?

“En büyük acı evlat acısıdır!” denir. Bu acıyı yaşayan anne babalardır. Fakat onlar düşünmeli ve kendilerine demeli k: Bu evladı bize hediye eden Allah’tır. Onu o bize hediye etti. Biz yapmadık. Evladımızın vücudunda ki tüm duygularını Allah yaptı. Anne ile baba unutmamalı ki onlar o evladı yapmak değil belki onlar yalnız birer sebeptirler.

“Allah evlat acısını kimseye yaşatmasın!” derler. Alemlere rahmet olarak yaratılan Hz. Muhammed Mustafa’ya bile torpil yapmayan Yaratıcının, bize torpil yapmasını beklemeye hakkımızın olmadığını hiç düşündünüz mü? Beş defa evlat acısıyla imtihan edilmiş bir Peygamberin a.s.v. ümmeti olduğumuzu bilmek zorundayız.

"Kardeşim onlar Peygamber, biz insanız" diye kimse itiraz etmesin. Peygamberler de bizler gibi insandırlar. Üzülen, ağlayan, Allah’a sığınan insanlardır. Allah tarafından özel seçilmiş oldukları gerçeği “insanı” acılara tepkisiz kalacakları anlamına gelmez. Bize düşen hayatı doğru anlamaktır. Ve sabırsızlanmamaktır.

Unutmamalıyız ki, Peygamberlerine (a.s.v.) torpil yapmayan Allah, bize de torpil yapmaz. Stres ile iman arasında ki ilişki kafamızın içinde uzun zamandır dolanabilir. Fakat İman hakikatinin te’siri insanda bir gerçektir.

Çok sıkıldığımız zaman bu cümleyi hatırlayalım. Hatta bana kalsa pano haline getirilip ev veya işyerimizin duvarlarına asabiliriz.

Dünyaya ait büyük bir derdimiz olduğu zaman Rabbimize dönüp,
“BENİM BÜYÜK BİR DERDİM VAR!” deme, derdine dönüp
“BENİM BÜYÜK BİR RABBİM VAR!” de. kurtul

Abdülkadir Haktanır