Anayasa Değişikliği Referandumu; Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyin Açıklaması

Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyin Referandum Lahikası...

Aziz kardeşlerimiz, 

Evvela: Cenab-ı Erhamurrahiminden sizleri ve memleketimizi ve alem-i islamı cennet-asa baharları terennüm edeceğimiz günlere isal etmesini niyaz ediyoruz. Şer cephelerinin bütün etrafıyla kalelerinin birer birer yıkılmasını ve afakı saran bütün hadisatın nihayetinde bir iltifat-ı şahanenin ittihad-ı islamı netice verecek surette müşade etmeyi bizlere nasib etmesini Rabbimizden niyaz ediyoruz.

16 Nisan Referandumu Kamuoyuna Duyuru

MEŞVERET CEMAATİNİN KAMUOYUNA DUYURUSU

16 Nisan Referandumu; devletimizin bekası, vatanımızın muhafazası, memleketimizin dirayetli, muktedir, güvenilir devlet adamlarına tevdi edilmesi gibi ciddi zaruretler cihetiyle fevkalade ehemmiyetlidir.

Hazret-i Üstadımızın tarihçe-i hayatı şahittir ki; muazzez Üstadımız din ve mukaddesat, vatan ve memleket meselelerine kat’iyen duyarsız kalmamış, reyini, görüş ve düşüncelerini gayet açık bir biçimde beyan etmiş, efkar-ı ammeye duyurmuştur. Bizler, Meşveret Cemaati olarak, tebaiyyet sırrıyla aynı kanaat ve düşüncelerimizi şöyle hülasa ediyoruz:

Hüsnü Bayramoğlu Ağabey: 'Referandumda EVET Diyeceğiz'



Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin talebesi Hüsnü Bayramoğlu ağabey 'Referandumda evet diyeceğiz' diye açıklamada bulundu.

Said Nursî'nin Talebelerinden 1 Kasım Seçim Açıklaması

Abdullah Yeğin, Ahmet Aytimur ve Hüsnü Bayramoğlu abilerden açıklama:

Seçim değil, var oluş mücadelesi
Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin hayatta olan talebeleri 1 Kasım seçimleri ile ilgili bir açıklama yaparak, bu seçimlerde vatan, millet, İslâmiyet ve insaniyet namına mevcut iktidarı desteklediklerini bildirdiler.

Ahmet Aytimur, Abdullah Yeğin ve Hüsnü Bayramoğlu imzasıyla yayınlanan açıklamada, Bediüzzaman’ın Adnan Menderes’i “İslâm kahramanı” olarak andığı hatırlatıldı ve bugün İslâmiyet namına Menderes’ten çok daha fazla hizmetler yapmış bulunan mevcut iktidara, bu milleti ecnebîlere köle yapmak için çalışan kuvvetlere karşı desteklemenin bir vazife olduğu belirtildi.

Bediüzzaman’ın hayatta olan talebeleri tarafından yapılan açıklama aynen şöyle:

Nurcuların Nazarını, Siyasete ve Dünyaya Çevirmek Hatadır

... Şimdiye kadar çok tecrübelerle Risale-i Nur'un serbest intişarıyla BELALARIN REF'İ ve ona ilişmek ve susturulmakla belaların gelmesi sabit olmuş. Hattâ mahkemede isbat edilmiş. Anlaşılıyor ki; bu bahar fırtınasında iki haricî, iki dâhilî dört cereyan, herbiri bir maksada göre ve Nurcuların şevkine ve sa'ylerine ilişmek ve yüzlerini dünyaya ve SİYASETE ÇEVİRMEK İSTEMELERİNDEN KURAKLIK BAŞLADI, inşâallah yakında ref' olur.
(Emirdağ Lâhikası -1)


Umum Nur Talebelerine Üstad Bedîüzzaman'ın vefatından önce vermiş olduğu en son derstir.

Siyasî ve İçtimaî Mücadelelere Girmemek ve Takip Etmemek

Siyasî ve İçtimaî Mücadelelere Girmemek ve Merak ile Takip Etmemek ve Taraftarlıkla Zulümlerine Şerik Olmamak


Aziz sıddık kardeşim!
Şiddetli bir ihtar ile bildim ki, sen ve Ahmed Feyzi NUR'UN MESLEĞİ olan MÜBAREZE ETMEMEK ve ehl-i dünya ile uğraşmamak ve SİYASETE GİRMEMEK ve yalnız lüzum-u kat'î olduğu zaman kısaca müdafaa etmek haricinde, pek ziyade ve zararlı mübarezekârane ve siyasetvari mahkemedeki okuduğunuz parçalar Nurlara çok zarar vermiş. Hattâ bizim cezamıza ve benim sıkıntılarıma sebebiyet vermiş. Ben senden ve Ahmed Feyzi'den gücenmem. Fakat bana evvelce göstermek lâzımdı. Maddî kaza-yı İlahî olarak o vaziyet size verilmiş. Onun tamiri için benim tarzımda davranmak lâzımdır. Feyzi dahi bütün kuvvetiyle siyasî müdafaatı bırakıp, Nurlarla ve Tahirî gibi, yeni talebelerle meşgul olmak elzemdir.
(Şualar - Ondördüncü Şua/Kısa Mektublar)

Dinsizliğin Manevi Tahribatına Karşı, Yalnız Siyasî Müdahalelerin Çare Olmadığı ve Manevi Islahatın Lüzumu

Siyesetle Dine Hizmet Etmek, Müşkilatlı ve Hatarlı Olup, Kalplerin İman ile Islah Edilmesi Lazım


... Denilmiş: "Ne için siyasetten çekildin? Hiç yanaşmıyorsun?"

Elcevab: Dokuz-on sene evveldeki ESKİ SAİD, BİR MİKDAR SİYASETE GİRDİ. Belki SİYASET VASITASIYLA DİNE ve İLME HİZMET EDECEĞİM DİYE BEYHUDE YORULDU.. ve gördü ki; o yol meşkuk ve müşkilâtlı ve bana nisbeten fuzuliyane, hem en lüzumlu HİZMETE MANİ ve HATARLI BİR YOLDUR. Çoğu yalancılık ve bilmeyerek ecnebi parmağına âlet olmak ihtimali var. Hem siyasete giren, ya muvafık olur veya muhalif olur. Eğer muvafık olsa; madem memur ve meb'us değilim, o halde SİYASETÇİLİK BANA FUZULİ ve MALAYANİ BİR ŞEYDİR. Bana ihtiyaç yok ki, beyhude karışayım. Eğer muhalif siyasete girsem, ya fikirle veya kuvvetle karışacağım. Eğer FİKİRLE OLSA, BANA İHTİYAÇ YOK. Çünki mesail tavazzuh etmiş, herkes benim gibi bilir. Beyhude çene çalmak manasızdır.

Gizli Din Düşmanlarının, Tahrik Ederek Hadise Çıkarmakla Asayişi Bozmak Plânı

Bu defaki tecavüz -çendan- zahiren küçük imiş ve küçültülmek isteniliyor; fakat vicdansız bir muallimin teşvikiyle ve iştirakiyle o memurun verdiği emir; câmi' içinde, namazın tesbihatında iken, "O misafirleri getiriniz!" diye jandarmalara emretmiş. Maksad da beni kızdırmak. Eski Said damarıyla bu fevkalkanun, sırf keyfî muameleye karşı kovmak ile mukabele etmekti. Halbuki o bedbaht bilmedi ki; Said'in lisanında Kur'anın tezgâhından gelen bir elmas kılınç varken, elindeki kırık odun parçasıyla müdafaa etmez; belki o kılıncı böyle istimal edecektir. Fakat jandarmaların akılları başlarında olduğu için, hiçbir devlet, hiçbir hükûmet namazda, câmi'de, vazife-i diniye bitmeden ilişmediği için, namaz ve tesbihatın hitamına kadar beklediler. Memur bundan kızmış; "Jandarmalar beni dinlemiyorlar." diye kırbekçisini arkasından göndermiş.

Siyasi Çalışmalarla Manevi Hizmetlerin Tefriki

Vazifelerin tefrik ve taksimi. Yani: Manevi hizmetlerle siyasî çalışmaların birbirine karıştırılmaması ve Âl-i Beytin ve onun devamı olarak îman hizmetinde bulunanların vazife-i asliyeleri, mânevî hizmetler olduğuna dairdir.


.. Hizmet-i Kur'an, beni hayat-ı içtimaiye-i siyasiye-i beşeriyeyi düşünmekten men'ediyor. Şöyle ki:

Hayat-ı beşeriye bir yolculuktur. Şu zamanda, Kur'anın nuruyla gördüm ki, o yol bir bataklığa girdi. Mülevves ve ufûnetli bir çamur içinde kafile-i beşer düşe kalka gidiyor. Bir kısmı, selâmetli bir yolda gider. Bir kısmı, mümkün olduğu kadar çamurdan, bataklıktan kurtulmak için bazı vasıtaları bulmuş. Bir kısm-ı ekseri o ufûnetli, pis, çamurlu bataklık içinde karanlıkta gidiyor. Yüzde yirmisi sarhoşluk sebebiyle, o pis çamuru misk ü anber zannederek yüzüne gözüne bulaştırıyor.. düşerek kalkarak gider, tâ boğulur. Yüzde sekseni ise, bataklığı anlar, ufûnetli, pis olduğunu hisseder.. fakat mütehayyirdirler, selâmetli yolu göremiyorlar.

İşte bunlara karşı iki çare var:

Abdullah Yeğin: İhanet Cephesine Karşı AK Parti’ye Oy Vereceğim

Bediüzzaman’ın hayattaki son talebelerinden biri olan 94 yaşındaki Abdullah Yeğin, doktorların uyarılarına rağmen bir günlüğüne tedavisine ara verip oy kullanmak için İstanbul’a geleceğini açıkladı. “Bu ihanet cephesinin karşısında yer almak ve AK Parti’nin lehinde oy kullanmak, hepimizin başta gelen vazifesidir” mesajı gönderen Abdullah Yeğin, “zaman küskünlük, kırgınlık, gevşeklik zamanı değildir, herkes oyunu kullansın” dedi

Bediüzzaman Said Nursî'nin yaşayan vârislerinden Abdullah Yeğin, Ankara'da tedavi gördüğü hastaneden, yakınlarının ve doktorların uyarılarına rağmen oyunu kullanmak için bir günlüğüne ayrılarak İstanbul'a gelecek.

Avamın, Siyasi Mes'elelere Merakla Meşgul Olmasındaki Zararları

Siyâsî memurların vazifesi olan siyasî mes'eleleri, bilhassa neşir vasıtasıyla efkar-ı ammeye arzederek merakları tahrik ile halkın meşgul edilmesinin, esas vazifelere ve manevi hayata verdiği zararlar...


Sual: Bize verdiğiniz cevabda diyorsunuz: "Siyasî geniş daireleri MERAK İLE TAKİB eden, küçük daireler içindeki VAZİFELERİNDE ZARAR EDER." Bunun izahını istiyoruz?

Said Nursî’nin ve Nur Talebelerinin Siyasi Görüşü

Nurcuların siyasi ve dünyevi bir cemiyet teşkil etmedikleri gibi böyle cereyanlarla da alakadar değildirler ve olamazlar.

Aziz, sıddık, sebatkâr, muhlis kardeşlerim!
Hem maddî hem manevî, hem nefsim hem benimle temas edenler gayet ehemmiyetli benden sual ediyorlar ki: "Neden herkese muhalif olarak -hiç kimsenin yapmadığı gibi- SANA YARDIM EDECEK ÇOK EHEMMİYETLİ KUVVETLERE BAKMIYORSUN? İstiğna gösteriyorsun? Ve herkes müştak ve talib olduğu ve Risale-i Nur'un intişarına, fütuhatına çok hizmet edeceğine o Risale-i Nur şakirdlerinin hasları müttefik oldukları ve senden kabul ettikleri büyük makamları kabul etmiyorsun? Şiddetle çekiniyorsun?

Risale-i Nur Meşveret Heyetinin Seçim Açıklaması

Bediüzzaman Hazretlerinin talebelerinin ardından Risale-i Nur Meşveret cemaati de seçimlerle ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamada “Mevcut hükümetin devamının” desteklenmesi yer aldı.

Açıklama şöyle:

Nur Talebeleri, Gazete ve TV'lerde Nurlar Aleyhinde Yapılan İtiraz ve Hücümlara Nasıl Cevap Vermeli?

ÜSTAD'IN TALİMATIYLA 1959 ARALIK AYINDA AĞABEYLERİN NEŞRETTİĞİ MEKTUP BİZE ÖRNEK TEŞKİL ETMELİ VE MÜSBET HAREKET TERKEDİLMEMELİDİR.

Sene Aralık 1958. İnönü'nün Gazetesi Akis Mecmuası Aralık 1958 sayılarından birinde Bediüzzaman ve Nurlar aleyhinde 5 sayfalık hücum ve hakaret yazısı neşrediyor. Bediüzzaman ve talebeleri cevaplar veriyor. Ancak Kahraman Nur Talebesi Mehmed Kayalar'ın Akis Mecmuasına cevap olmak üzere kaleme aldığı sert üsluplu Manzume Üstad'ın hoşuna gidiyor; ama o zaman neşredilmesine müsbet hareket mesleğine uygun bulmuyor. Üstad'ın talimatıyla Ağabeylerin yazdığı mektup her zaman için Nur talebelerine dersler ihtiva ediyor:

Said Nursi'nin Talebelerinden Seçim Açıklaması


بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ
اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّهِ وَ بَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا
Muhterem kardeşlerimiz!
Evvelen: Kıymettar şuhur-u selasenizi ve içindeki leyali-i mübarekelerinizi tebrik eder, umum Nurcular hakkında seksen sene bir ömr-ü makbul hükmüne geçmesini Cenab-ı Feyyaz-ı Mutlak’tan dua ve niyaz ederiz.

Sâniyen: Muazzez Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin Meyve Risalesinin Dördüncü Mes’elesi’nde ders verdiği üzere en ehemmiyetli hizmet-i imaniye ve Kur’aniyemizde ihlas ve ciddiyetle devam ederken geniş daireyle de alâkalı bir vazife ile zaman zaman karşı karşıya kalıyoruz.

Nurcuların Siyasetle Alâkaları Yoktur

Nur Risalelerinin ve Nurcuların siyasetle alâkaları yok ve Risale-i Nur, rıza-i İlahîden başka hiçbir şeye âlet edilmediğinden, mümkün olduğu kadar Risale-i Nur'un mensubları, içtimaî ve siyasî cereyanlara karışmak istemiyorlar. Yalnız Sebilürreşad, Doğu gibi mücahidler iman hakikatlarını ehl-i dalaletin tecavüzatından muhafazaya çalıştıkları için, ruh u canımızla onları takdir ve tahsin edip onlarla dostuz ve kardeşiz, fakat siyaset noktasında değil. Çünki iman dersi için gelenlere tarafgirlik nazarıyla bakılmaz. Dost düşman derste fark etmez. Halbuki siyaset tarafgirliği, bu manayı zedeler. İhlas kırılır. Onun içindir ki, Nurcular emsalsiz işkencelere ve sıkıntılara tahammül edip Nur'u hiçbir şeye âlet etmediler. Siyaset topuzuna el atmadılar. Hem Nur Risaleleri küfr-ü mutlakı kırdığı için, küfr-ü mutlakın altındaki anarşiliği ve üstündeki istibdad-ı mutlakı kırdığı cihetle, bir nevi siyasete teması var tevehhüm edilmiş.. (Emirdağ Lahikası-II - 36)

Biz Nur Talebeleri, kat'iyyen siyasetle iştigal etmeyiz. Bizim yegâne emelimiz, memlekette din hürriyetinin hakikî surette temini, dine ve din ehline ve Kur'an ehli olan Nurculara karşı çeyrek asırdan beri devam eden zulüm ve tazyikin tamamıyla bertaraf olmasıdır. (Tarihçe-i Hayat - 639 / Demokrat kardeşlere tavsiye)

Öcüleştirme Sırası Nurculara mı geldi?

Abdurrahim Karslı kardeşimiz, bir parti kurmuş.

Genel başkan olarak verdiği ilk röportajında da nurculara verip veriştirmiş. Elbette haklı tarafları varmama onun böyle bir çıkışla gündeme gelmesi, beni ciddi endişelendirdi. Çünkü Nurcuları gözden düşürmemplanının öteden beri var olduğunu biliyorum. Ben o çıkışı, birilerinin düğmeye basması gibi algıladığım için bu yazıyı yazma gereği duydum!