Zilhicce Ayı ve Fazileti

ZİLHİCCE AYI ve FAZİLETİ

Bu ayda neler yapılmalı?

İşte Zilhicce ayının önemi ve bu ayda yapılması gerekenler...

Kur'an'ımız, Zilhicce ayının ilk 10 gününe dikkat çekerken, Peygamberimiz de (sas) bu günü cumanın faziletine benzetiyor. Duaların en faziletlisinin arefe günü yapılan olduğunu anlatıyor. Bu günü oruçla, duayla geçirebilir, kendimizi Arafat'ta tahayyül edebiliriz.
Arefe, Kurban Bayramı'ndan bir önceki gün, hicrî takvime göre Zilhicce ayının 9. günüdür. Fecr Sûresi'nin ikinci âyetinde geçen "Ve on geceye yemin olsun" ifadesinin Ramazan'dan çok Kurban'a işaret etmesi görüşü daha ağırlıklıdır. Resulullah (sas) arefe gününün faziletini anlatırken şöyle buyuruyor: "Günlerin en faziletlisi arefe günüdür. Faziletçe cumaya benzer. O, cuma günü dışında yapılan yetmiş hacdan faziletlidir. Duaların en faziletlisi de arefe günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en faziletli söz de: Lailahe illallah vahdehu la şerike lehu. (Allah birdir, ondan başka ilah yoktur, O'nun ortağı da yoktur) sözüdür." (Muvatta, Hacc 246)

Ayet ve Hadis-i Şeriflerde LEYALE-i AŞERE

Leyale-i Aşere 1 ile 10 Zilhicce
Arefe günü 9 Zilhicce
Kurban Bayramı 10 Zilhicce
----------

Kurban bayramının bulunduğu aya Zilhicce denir.

Zilhicce ayının ilk on gününde yapılan ibadetler çok değerlidir.

Bu husustaki Ayet ve Hadis-i Şeriflerden birkaçı şöyledir:

Ahirzaman ve DECCAL’ın 4 devresi



Bütün zorluklara rağmen Türkiye'nin geleceğinden ümitliyim...

Gittiğimiz her mahfilde Müslüman ve gayr-i Müslimler tarafından bize sorulan önemli bir soru var: Türkiye'nin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Bu sorunun sorulma sebepleri herkesçe malum... Devam eden terör olayları, başta Ermeni meselesi olmak üzere dış baskılar ve maalesef kendi içimizdeki hukuk devleti anlayışını içine sıgdıramayan ve milletin sahibi ve efendisi olarak hep kendisini gören malum çevreler.... Fakat ben bütün bu olumsuz şartlara rağmen geleceğimizden Allah'ın izniyle çok umutluyum. Neden sorusu için tarihe bir yolculuk yapalım isterseniz.

Milliyet Fikrinin Menfi Kısmı ve Ondan Doğan Zararlar



.. Fikr-i milliyet, şu asırda çok ileri gitmiş. Hususan dessas Avrupa zalimleri, bunu İslâmlar içinde menfî bir surette uyandırıyorlar; tâ ki, parçalayıp onları yutsunlar.

Hem fikr-i milliyette bir zevk-i nefsanî var; gafletkârane bir lezzet var; şeametli bir kuvvet var. Onun için şu zamanda hayat-ı içtimaiye ile meşgul olanlara, "Fikr-i milliyeti bırakınız!" denilmez. Fakat fikr-i milliyet iki kısımdır. Bir kısmı menfîdir, şeametlidir, zararlıdır; başkasını yutmakla beslenir, diğerlerine adavetle devam eder, müteyakkız davranır. Şu ise, muhasamet ve keşmekeşe sebebdir. Onun içindir ki, hadîs-i şerifte ferman etmiş:

Bangladeş'ten Nur Hizmetleri (Röportaj)



Önceki gün Dilruba bahçesinde sabah namazı sonrası her gün olduğu gibi risale dersinden sonra kahvaltıya oturduk. Genç bir arkadaş vardı tanışmak istedim ve tanıştım. Meğer benim gökte aradığımı Allah namazda yanıma, derste karşıma, kahvaltıda da soframa getirmişti. Hoş bir sohbet yaptık ve ben çok mutlu oldum.

Nurdanhaber’in değerli okuyucularını mutlu etme adına sohbeti olduğu gibi aktarıyorum.

Irkçılık, Unsurculuk Millî Beraberliği Bozar



"Ey sarhoş hamiyet-füruşlar! Bir asır evvel milliyet asrı olabilirdi. Şu asır unsuriyet asrı değil! Bolşevizm, sosyalizm mes'eleleri istila ediyor; unsuriyet fikrini kırıyor, unsuriyet asrı geçiyor. Ebedî ve daimî olan İslâmiyet milliyeti; muvakkat, dağdağalı unsuriyetle bağlanmaz ve aşılanmaz. Ve aşılamak olsa da; İslâm milliyetini ifsad ettiği gibi, unsuriyet milliyetini dahi ıslah edemez, ibka edemez. Evet muvakkat aşılamakta bir zevk ve bir muvakkat kuvvet görünüyor, fakat pek muvakkat ve akibeti hatarlıdır.

Hem Türk unsurunda ebedî kabil-i iltiyam olmamak suretinde bir inşikak çıkacak. O vakit milletin kuvveti, bir şık, bir şıkkın kuvvetini kırdığı için, hiçe inecek. İki dağ birbirine karşı bir mizanın iki gözünde bulunsa; bir batman kuvvet, o iki kuvvet ile oynayabilir; yukarı kaldırır, aşağı indirir." Mektubat - Yirmidokuzuncu Mektub - İşarat-ı Seb'a)

Yukarıda işaret edilen Türkçülük fikri ve haretleriyle sair milletlerin ırkçılık hissiyatını tahrik ederek kabil-i iltiyam olmayacak bir surette bir inşikak (bölünme)  olacağına ve sonu hatarlı olacağına dikkat çeken ve ikaz eden Bediüzzaman Hazretleri, birinci Büyük Millet Meclisinde neşrettiği beyannamesinde; inşikak-ı asâ, yani bölünme tehlikesinden de bahisle, aynı manayı te'yid eden şu ihtarı görüyoruz:

Şarkta Din Derslerine Ehemmiyet Verilmesi Lazımdır

Şarktaki Türk unsurundan olmayan vatandaşların Türklerle kardeşliğini hissetmesi için din derslerine ehemmiyet verilmesi gerektiği ihtarını yapan Bediüzzaman'ın şu beyanı, şayan-ı dikkattir:

Hizmet Etmek İsteyen Gençlere Tavsiyeler



Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin mutlak vekil bıraktığı Hüsnü Bayram ağabey son zamanlarda Nur Talebelerinin arasında ortaya çıkan gençlik faaliyetleri noktasında bazı uyarılarda bulundu. Hüsnü Bayram ağabeyin yazısı şöyle;

Copyright © 2023 SaidNur.net | Gizlilik | Tüm Hakları Saklıdır.