Benim Adım Televizyon

HEZEYAN KUSARIM TON TON
BENİM ADIM TELEVİZYON
ÇALIŞMAYA VERİRİM SON
BENİM ADIM TELEVİZYON

CAMİ CEMAATİ BEŞ ON
BENİMKİ BİN KERE MİLYON
DİNLİ, DİNSİZ,LAİK, MASON
BENİM ADIM TELEVİZYON.

Bismillahirrahmanirrahîm

Bismillahirrahmanirrahîm
Bir tek âyet iken yüz ondört defa tekerrür eden "Bismillahirrahmanirrahîm" cümlesi;

Arşı ferşle bağlayan ve kâinatı ışıklandıran ve her dakika herkes ona muhtaç olan öyle bir hakikattır ki, milyonlar defa tekrar edilse yine ihtiyaç var.

Değil yalnız ekmek gibi her gün, belki hava ve ziya gibi her dakika ona ihtiyaç ve iştiyak vardır.

İlaç Kutusunu Duvara Asmakla Hasta İyileşmez

Hafta sonu öğretmen hanımlar ziyaretime geldi. Sordukları bir soru okurlarımın genelini ilgilendiriyor diye köşemde yazmaya karar verdim."Evlatlarımıza manevi anlamda nasıl faydalı olabiliriz? Bilhassa gençlere İslamiyet'i anlatınca ilgisiz kalıyorlar." dediler...

Evvela şunu belirtelim; zaman enaniyet zamanı, devir Peygamberimiz'in hadisleri ile tarif edilen ahir zamandır. Böyle bir zamanda İslamiyet'i anlatmanın en güzel yolu "hal ile tebliğdir". Yani, mukavemeti olmayan tebliğ... Davayı yaşamak, yaşayarak anlatmak...

Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyden Şuhur-u Selâse Tebriği

ﺑِﺎﺳْﻤِﻪٖ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ
ﺍَﻟﺴَّﻠَﺎﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ ﺍَﺑَﺪًﺍ ﺩَﺍﺋِﻤًﺎ
Aziz, sıddık kardeşlerim!
Evvelen: Seksen sene bir manevî ömr-ü bâki kazandıran şuhur-u selâsenizi ve mübarek kudsî gecelerinizi ve Leyle-i Regaibinizi ve Leyle-i Mi’racınızı ve Leyle-i Beratınızı ve Leyle-i Kadrinizi ruh u canımızla tebrik ve her bir Nurcunun manevî kazançları ve duaları umum kardeşleri hakkında makbuliyetini rahmet-i İlahiyeden rica ve hizmet-i Nuriyede muvaffakıyetinizi tebrik ederiz. (Emirdağ-2, s.121)

Saniyen: Risale-i Nur’un bütün dünyada hususan Güney Amerika, Avusturalya ve Afrika ülkelerinde muhtelif dillere tercüme edilerek neşrini ve Nur medreselerinin tesisini seyahatlerimizde kısmen müşahede etmekten gelen mesruriyetimizi ve memnuniyetimizi müjde eder, oralardaki kardeşlerimizi ve diğer uzak diyarlarda Nurları neşreden kardeşlerimizi tebrik ederiz.

Said Özdemir'in Kandil ve Üç Aylar Tebriki


Bediüzzaman Hazretlerinin talebelerinden M. Said Özdemir'in Regaib Kandili ve üç aylar tebrik mektubudur.


Esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü

Aziz sıddık halis Hizmet-i Kur’anda hakikatli fedakâr kardeşlerimiz.

Evvela binler selam ve muhabbetlerimi takdim ederim Allah-ü Teala’nın lütuf ve ikramı ile bir bayram-ı ilâhi olan, bire binler kazandıran, uhrevi bir ticaret pazarı cennet ve ebedi saadet müjdeleri getiren, mübarek şuhur-u selâseye (üç aylara) bugün girmiş bulunuyoruz. Her bir dakikasının uhrevi değeri baha biçilmez pırlanta ve elmas kıymetinde olan bu mübârek üç ayları gafletle boşa giden dünyevi uğraşmalarla değil de, rıza-i ilahiyi ve şefaat-i peygamberiyi kazandıracak ihlâslı ameller, ibâdetler, kıraatler, hizmetler, makbul oruçlarla geçirmeyi cümle kardeşlerimize Cenâb-ı Hakk nasib buyursun âmin.

Ayet ve Hadis-i Şeriflerde Regaib Kandili

Regaib Nedir?

Regâib, arapça bir kelimedir ve "reğa-be" kökünden gelmektedir. "Reğa-be", kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. "Reğîb" kelimesi ise, "reğabe"'den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey demektir. Müennesi, "reğîbe"dir. "Reğîbe"nin çoğulu da "reğâib" dir. Kelime olarak "Regâib"in aslı budur. 

Receb’in ilk cuma gecesine Regaib gecesi denir. Bu geceye Regaib gecesi ismini melekler vermişlerdir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Bu gece yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir. Regaib gecesini ibadetle geçirmeli, kazası olan, hiç değilse bir günlük kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan da nafile namaz kılar, Kur’an-ı kerim okur, tesbih çeker, tövbe istiğfar eder. Perşembe günü oruç tutup, gecesini de ihya etmek çok sevaptır. Receb ayında oruç tutmak faziletlidir.

Regaib Kandili

Aziz ve muhterem Müslümanlar!
Hayır ve iyiliklerin herbirine yüzlerce sevap yazılan Recep ayının ilk cuma gecesi Regâib Gecesi'dir. Bu vesileyle insanlığın peygamberlere olan ihtiyacından bahsetmek istiyorum:

Evet, insanlığın havaya, suya muhtaç olduğu kadar peygamberlere de ihtiyacı vardır.
Muallimsiz bir mektep olamayacağı gibi, Resûl'süz ve Nebî'siz bir dünya da olamaz! Muallimsiz kitap anlaşılmaz! Yeryüzü mektebinin ebedî muallimleri peygamberlerdir. İnsanlığın hakikî mürşidleri, gerçek rehberleri onlardı.

Risâle-i Nur’a İştiyak Gösteren Gençler ve Çocuklar..

Risale-i Nur'a herkesten ziyade iştiyak gösteren, masum gençler ve çocuklardır.

Binler nümunesinden bir nümunesi şudur:

Bir zaman, Bolvadin Kazasından geçerken, Üstadın geldiğini gören ilk ve orta mekteb talebeleri, bilâ-istisna hepsi mektebin bahçesinden çıkarak arabanın etrafını alıp selâm veriyorlardı; ve lisan-ı halleriyle "Hoş geldiniz" diyerek tebriklerini ve minnetdarlıklarını takdim ediyorlardı.

Manevi Ticaret Ayları; ÜÇ AYLAR

Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamda üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde otuz bine çıkar. Bu pekçok uhrevî faydaları kazandıran ticaret-i uhreviyenin bir kudsî pazarı ve ehl-i hakikat ve ibadet için mümtaz bir meşheri ve üç ayda seksen sene bir ömrü ehl-i imana temin eden şuhûr-u selâsenizi (üç aylarınızı) tebrik ediyoruz." (Şuâlar, s. 416)

Receb eza ve cefâyı terk içindir, Şaban amel ve vefa içindir, Ramazan sıdk ve safa içindir.
Receb tevbe ve pişmanlık ayıdır, Şaban muhabbet ayıdır, Ramazan kurbet (Allah'a yakınlık) ayıdır.

Receb hürmet ayıdır, Şaban hizmet ayıdır, Ramazan nimet ayıdır.
Receb ibadet ayıdır, Şaban dünyanın safasını terk etme ayıdır, Ramazan ibadetlerin mükafatını artıran aydır.

Şuhur-u Selâsenizi Tebrik Ederiz

Üstadımızın  şuhuru selaseye dair  tebrik ve temennileri:

Sizin, bu mübarek şuhur-u selâse ve içindeki kıymetdar Leyali-i mübarekeleri tebrik ediyoruz.
Cenab-ı Hak, herbir geceyi sizin hakkınızda birer Leyle-i Regaib ve Leyle-i Kadir kıymetinde size sevab versin, âmîn...
**

Seksen sene bir manevî ömr-ü bâki kazandıran şuhur-u selâsenizi ve mübarek kudsî gecelerinizi ve leyle-i regaibinizi ve leyle-i mi'racınızı ve leyle-i beratınızı ve leyle-i kadrinizi ruh-u canımızla tebrik ve herbir Nurcunun manevî kazançları ve duaları umum kardeşleri hakkında makbuliyetini rahmet-i İlahiyeden rica ve hizmet-i Nuriyede muvaffakıyetinizi tebrik ederiz. Emirdağ Lâhikası II

Dünya ve Ahiretle İlgili Sorular

Bir gün, Peygamber Efendimiz’in yanına ashabından biri gelerek, “Size dünya ve ahiretle ilgili  soracak sorularım var.” der.

Bunun üzerine Peygamberimiz o kimseye, “Ne istiyorsan sor.” buyururlar. Ardından o kişi ile Peygamber Efendimiz arasında bizim de pek çok dersler çıkarabileceğimiz şu diyalog yaşanır:

- İnsanların en zengini olmak istiyorum. Ne yapmalıyım?

- Kanaatkâr olursan insanların en zengini olursun.

- İnsanların en hayırlısı olmak istiyorum.

- İnsanların en hayırlısı, insanlara 6faydalı olandır. Sen de insanlara faydalı ol.

- İnsanların en adaletlisi olmak istiyorum.

Rahmetin Vesilesi SALAVATtır..

Nebiyy-i Zîşan'ın (A.S.M.) Makam-ı Mahmud'u İlahî bir maide ve Rabbanî bir sofra hükmündedir. Evet tevzi' edilen lütuflar, feyizler, nimetler o sofradan akıyor. Resul-i Zîşan'a (A.S.M.) okunan salavat-ı şerife, o sofraya edilen davete icabettir.

Ve keza salavat-ı şerifeyi getiren adam Zât-ı Peygamberîyi (A.S.M.) bir sıfatla tavsif ettiği zaman, o sıfatın nereye taalluk ettiğini düşünsün ki, tekrar be tekrar salavat getirmeye müşevviki olsun. (Mesnevi-i Nuriye  Hubab)

Ey hadsiz acz ve nihayetsiz fakr içinde yuvarlanan bîçare insan!
Rahmet ne kadar kıymetdar bir vesile ve ne kadar makbul bir şefaatçi olduğunu bununla anla ki:

Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'ın Örnek Hayatı

O, daima düşünceli idi. Susması, konuşmasından uzun sürerdi; Lüzumsuz yere konuşmaz, konuştuğunda ne fazla ne de eksik söz kullanırdı.

Dünya işleri için kızmazdı. Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı.

Gülmesi, gülümsemekti. Gülümserken de ağzındaki dişleri dolu taneleri gibi görünür ama birbirinden ayrılmazdı.

Onu birdenbire görenler manevî vekar ve heybetinden sarsılırlar; kendisini yakından tanıyınca da, ona derin bir sevgi ile bağlanırlardı.

Çok Mübarek ve Çok Sevablı ibadet Ayları Olan Şuhur-u Selâse

ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ

Aziz, sıddık kardeşlerim!

Bugün manevî bir ihtarla sizin hesabınıza bir telaş, bir hüzün bana geldi. Çabuk çıkmak isteyen ve derd-i maişet için endişe eden kardeşlerimizin hakikaten beni müteellim ve mahzun ettiği aynı dakikada bir mübarek hatıra ile bir hakikat ve bir müjde kalbe geldi ki:
Beş günden sonra çok mübarek ve çok sevablı ibadet ayları olan şuhur-u selâse gelecek.

Resulullah'ın Diğer Peygamberlerden Üstün Kılındığı Faziletler

Hadisi Şerif:

Resulullah (sav) buyurdular ki:

"Bana beş şey verilmiştir ki, bunlar benden önceki Peygamberlerden hiçbirine verilmemiştir.

Her peygamber sadece kendi kavmine gönderilmiştir. Ben ise kırmızılara (Acemlere) ve siyahlara (Araplara) da gönderildim.

Bana ganimetler helal kılındı. Halbuki benden öncekilerden kimseye helal değildi.

Yer bana fahur, pak ve mescid kılındı. Her kim namaz vaktine girerse, nerede olursa olsun namazını kılar.

Ben, bir aylık mesafede olan düşmanımın içine düşen bir korku ile yardıma mazhar oldum.

Bana şefaat (etme yetkisi) verildi."

Nurcuların Siyasetle Alâkaları Yoktur

Nur Risalelerinin ve Nurcuların siyasetle alâkaları yok ve Risale-i Nur, rıza-i İlahîden başka hiçbir şeye âlet edilmediğinden, mümkün olduğu kadar Risale-i Nur'un mensubları, içtimaî ve siyasî cereyanlara karışmak istemiyorlar. Yalnız Sebilürreşad, Doğu gibi mücahidler iman hakikatlarını ehl-i dalaletin tecavüzatından muhafazaya çalıştıkları için, ruh u canımızla onları takdir ve tahsin edip onlarla dostuz ve kardeşiz, fakat siyaset noktasında değil. Çünki iman dersi için gelenlere tarafgirlik nazarıyla bakılmaz. Dost düşman derste fark etmez. Halbuki siyaset tarafgirliği, bu manayı zedeler. İhlas kırılır. Onun içindir ki, Nurcular emsalsiz işkencelere ve sıkıntılara tahammül edip Nur'u hiçbir şeye âlet etmediler. Siyaset topuzuna el atmadılar. Hem Nur Risaleleri küfr-ü mutlakı kırdığı için, küfr-ü mutlakın altındaki anarşiliği ve üstündeki istibdad-ı mutlakı kırdığı cihetle, bir nevi siyasete teması var tevehhüm edilmiş.. (Emirdağ Lahikası-II - 36)

Biz Nur Talebeleri, kat'iyyen siyasetle iştigal etmeyiz. Bizim yegâne emelimiz, memlekette din hürriyetinin hakikî surette temini, dine ve din ehline ve Kur'an ehli olan Nurculara karşı çeyrek asırdan beri devam eden zulüm ve tazyikin tamamıyla bertaraf olmasıdır. (Tarihçe-i Hayat - 639 / Demokrat kardeşlere tavsiye)

Risale-i Nur Dünya İşlerine Âlet Olamaz

RİSALE-İ NUR KÜLLİYAT'INDAN BİR VECİZE

Risale-i Nur dünya işlerine âlet olamaz, dünya işlerine siper edilmez.

Çünkü, ehemmiyetli bir ibadet-i tefekküriye olduğu cihetle, dünyevî maksatlar onunla kasten istenilmez.

İstenilse, ihlas kırılır, o ehemmiyetli ibadet şekli değişir.

Bediüzzaman Said Nursî
(Risale-i Nur) Kastamonu Lâhikası | Tahlil

Almanya'da 'Hür Hıristiyanlar'

Risâle-i Nur Külliyatından Asây-ı Musa isimli eserin 6. Meselesinde geçen “Kastamonu’da lise talebelerinden bir kısmı yanıma geldiler...” cümlesindeki lise talebelerinden biri olarak da bildiğimiz, Bediüzzaman Hazretlerinin saff-ı evvel talebelerinden Abdullah Yeğin Ağabeyle yurtdışındaki Risale-i Nur hizmetleri üzerine konuştuk.

80 küsûr yaşına rağmen hafızasındaki hatıraları hâlâ duraksamaksızın anlatan Abdullah Yeğin Ağabey, Nur dairesi içerisindeki farklı meşreplerin ayrı ayrı vazifeleri deruhte etmiş bir şekilde yola devam ettiklerini belirtmekle birlikte kalplerin ittihadının çok mühim olduğunu, ihtilâfa meydan verecek sebeplerden kaçınmak gerektiğini sık sık vurguluyor.

Ey Mâlikü’l-Mülk-i Zülcelâl! (DUA)

Ey Mâlikü’l-Mülk-i Zülcelâl!
Ey Hannân-ı Mennân!

Hayatımızı iman ile ihyâ et, ferâizle ziynetlendir, günahlardan çekinmekle muhafaza eyle!

Bedenimizi ve ruhumuzu rahmetine mazhar kıl!

Darülhizmette ihlâsımızı, darülücrette ücretimizi tezyid eyle!

Peygamberimizin Alçak Gönüllülüğü



EV İŞLERİNDE
Vefatından sonra eşi ve bütün inananların annesi Hz. Ayşe (r.anha)'ye sorarlar:
“Allah'ın Elçisinin evdeki hali nasıldı?”
Hz. Ayşe (r.anha) cevaplar:
“O kendi işini kendi görmekten hoşlanırdı. Arkadaşları bütün işini yapmaya hazır olmalarına rağmen bunu istemezdi. Evdeyken, elbiselerini yamar, evi süpürür, keçileri sağar, develeri bağlar ve yemlerini verirdi. Ayrıca, ayakkabılarını ve delik su kırbalarını tamir eder, hizmetçilere de yardım ederek onlarla birlikte hamur yoğururdu. Çarşıdan yiyeceğini kendi taşır, birisi "Ey Allah'ın Elçisi! İzin ver ben taşıyayım." dediğinde, "Her mümin, taşıyabiliyorsa kendi yükünü kendi taşısın." derdi.[1]

ALLAH’tan Yardım Nasıl İstenir?

1. Evvela Peygamberimiz (s.a.v.) bir kaç örnek;
Hz. Ömer (r.a.) anlatıyor: İslâm’ın ilk harbi Bedir’de Allah’ın Resulü şöyle bir müşriklere baktı, birde kendi ordusuna... Onlar 1.000 kişi kendi ordusu sahabileri ise 300 kişiydiler. Onların birçoğu binekli, Rasûlüllah’ın ordusunda bineği olan ancak 3 kişi vardı.

Bunun üzerine Peygamber (a.s.) kıbleye döndü (Demek ki duada kıbleye dönmek de Rasûlüllah’ın sünnetidir ve şarttır!)

Sünnet-i Seniyyeye Tabi Olmak ve Tıp İlminden Bir Misal

Bu zamanın mühim bir hastalığı, fenlere adeta yeni bir din gibi tapmak (!).. Fenleri -yenilenmelerinin ve değişmelerinin ardı arkası kesilmediği halde- ‘hayatta en hakikî mürşid’ gibi kabul etmeğe kendini sunî bir şekilde zorlamak ve böylece de en hakikî mürşit olan Kur'an ve Hadislerin irşad ve tebliğini kabul etmemek için bir yol aramak (!)..

Ne gariptir ki aynı fenler, bazı insanları, imana da, küfre de götürebilen fikir yollarındaki yanlış seçim ve tercihlere karşı ikaz ve irşad ediyor; asıl ‘hakikî mürşide’ dikkatleri çekiyor.

Bu mevzuda verilebilecek misallerden biri, birçok insan tarafından hakîr, kerîh, çirkin, sebeb-i vücudu anlaşılmaz ve lüzümsuz gibi değerlendirilen sülük adlı hayvanla alakalıdır.

Bir Müslüman, Vatanına Zarar Verecek en Ufak bir Harekette Bulunamaz!

Mehmet Kırkıncı Hocaefendi, son günlerdeki tartışmalar üzerine “müsbet hareket” çağrısında bulundu.

Devlete itaat etme üzerinde duran Kırkıncı Hocaefendi, Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinden örnek verdi.

Kırkıncı Hocaefendi, “Maruz kaldığı o kadar zulüm ve işkencelere rağmen, Bediüzzaman hiçbir zaman devlete zarar verecek en ufak bir harekette bulunmamış, menfi hareket düşüncesinde olanlara da her zaman karşı çıkmıştır” dedi.

İşte Mehmet Kırkıncı Hocaefendi’nin açıklaması:

Kadınlarda; Cesaret, Sehavet ve Sadakat

Değerli dost, arkadaş, kardeş ve bacılarım;

Cenab-ı Allah’ın rızasına, Kur’an’ın ve dinin hükümlerine riayet ederek, uyarak yaşadığımız zaman bu fani dünya hayatımızı da, huzurlu, mutlu, güzel, sürurlu ve muhabbetle yaşayabiliyoruz.

Ancak ALLAH’ın (Dinin) emirlerinden, hükümlerinden, tavsiyelerinden ve nasihatlerinden uzaklaştıkça, uymamaya başladıkça; huzursuzluk, sıkıntı, geçimsizlik ve musibetlere maruz kalmakta, düçar olmaktayız. Aşağıda iktibas ettiğim (alıntı yaptığım) yazılarda ki hüküm, tespit ve teşhise, konuya açıklık getirmek bakımından birkaç cümle ile temas etmek gerekirse şu hususları söyleyebilirim;

Zübeyir Ağabeyin Aile Efradına Yazdığı Bir Mektup

Zübeyir Gündüzalp’in Ermenek’teki aile efradına 1950’li yıllarda yazmış olduğu bir mektup.. Ehemmiyetine binaen, biz de bunu sizlerle vefatının sene-i devriyesinde memnuniyet içinde paylaşmak istedik. Buyurun, birlikte okuyalım…

Müşfik ve muhterem pederim, validem, sevgili kardeşlerim ve eniştelerim;

Zübeyir Gündüzalp'ten İslama Gönül Verenlere Notlar

Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin fedakar talebesi Zübeyir Gündüzalp ağabeyin, kendi nefsine tuttuğu notlardan bazıları. İstifade etmek niyeti ile bilginize sunuyoruz:

Fenalık ve iftiralara ne kadar feci bir surette maruz kalınırsa kalınsın; mukabele-i bil misil etmemek, tövbe ve istiğfara devam etmek, sabır ve tahammüle çalışmak.

Zübeyir Gündüzalp Ağabeyden Dusturlar

☑ Aklını çalıştırarak oku.

☑ Yüksek yerlerin hâfıza üzerindeki tesiri büyüktür.

☑ Ezberlemek hâfızayı açar.

✔ Yatarken imanî bahisleri oku. Bütün tehlike okuyamamaktan çıkıyor. Okuyamamaktan kork!

İslam'da, Cemaat ve Ümmet Vardır

Dünyamız, siyasî rejim adı altında, fakat gerçekte ferdin manevi yapısı ve yaşayışına dayalı telakki tarzlarından örülü ayrı kutuplara bölünmüş durumdadır... Bir tarafta emperyalizm-kapitalizm, bir tarafta sosyalizm-komünizm...

Emperyalizm de, kapitalizm de, sosyalizm de, komünizmde de - taşıdıkları isimler ne olursa olsun-muhteva olarak müşabih bütün bu hareketler, aslında sınıfçılık şuuru ile beslenmiş sınıf hareketleridir.

İslâm'da ise, cemaat vardır, ümmet vardır, MUHAMMED (A.S.M.) ÜMMETi'ni teşkil eden ve onların müşterek tefekkürü, hayat nizamı temelinde kucaklamış MİLLETLER CEMAATİ vardır. Esas tefekkürde birleşmiş olan Müslüman milletler, kendi milli hususiyetlerine, yaşadıkları coğrafyanın şartlarına ve örflerine uygun tarzı,  iradeleriyle tercih ederler. Bütün bunlar, talî ve mahallî tedbirlerdir.

'Aldanırız, Fakat Aldatmayız' NEDEN ?

Başlıktaki bu söz, Risale-i Nur müellifinin, Eski Said döneminden miras kalmış sözlerinden biridir. Ve, öncesi de vardır bu sözün: “Biz ki hakikî Müslümanız: aldanırız, fakat aldatmayız.”

Eski Said’in eserleri 1950’li yıllarda Bediüzzaman’ın tensip ve tashihiyle yeniden yayınlanırken Divan-ı Harb-i Örfî’de bu şekilde yer alan bu sözün, 1911’de neşredilen orijinal nüshada ise “Biz Kürdler ki, aldanırız, fakat aldatmayız” diye geçtiği görülür.